Sayfalar

Bu Blogda Ara

et yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
et yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SCHNİTZEL: Limon ve Terayağı Eşliğinde

Kışın iyice bastırdığı şu günlerde siz de benim gibi yemek sıkıntısı çekiyor musunuz bilmem. Hele de evde sebze ve çorba delisi bir bücür varken, kış sebzeleriyle kısıtlı menüler hazırlamak biz anneleri oldukça yoruyor. Bir gün pırasa, bir gün ıspanak, karnabahar derken insan çabucak bıkıyor kış sebzelerine ve yemeklerine.

İşte bu sıkıntılı menülere bir alternatif sunuyorum size. Biraz kaçamak her sofraya lazım değil mi?

Malzemeler:
  • 2 adet tavuk göğsü
  • 2 adet yumurta
  • 1 su bardağı galeta unu
  • 1 tatlı kaşığı sarımsak tozu
  • 1 su bardağı un
  • Kızartmak için sıvıyağ
  • Üzeri için limon ve tereyağı
Hazırlanışı:
Öncelikle tavuk göğsünü ince dilimler halinde ayırım biraz döverek inceltin. Derin bir kapta yumurtaları çırpın. bir kaba unu koyun. başka bir kapta ise galeta unu ve sarımsak tozunu karıştırın.Sonrasında incelttiğiniz tavuk göğüslerini önce yumurtaya sonra una, sonra yumurtaya en son olarak ise galeta ununa bulayıp kızgın yağda nar gibi oluncaya kadar kızartın.

Tarif oldukça pratik. Kızartttığınız schnitzelleri pilav ve salata eşliğinde, üzerine limon sıkıp tereyağı eşliğiyle afiyetle tüketebilirsiniz. İşi bence daha lezzetli hale getiren şey ise galeta ununa karıştırdığım toz sarımsak. Yedikçe yemek istediğiniz bir çıtırtı. Herkese afiyet olsun. Mutlu haftalar...


Tepsi Kebabı


Mutfağa girdim, poşetten çıkarttığım tazecik kıymanın paketini açtım, tam "senden ne pişirsem?" diye düşünürken, hafta sonu izlediğim bir programda gördüğüm bu kebap geldi aklıma. Önce biraz hayıflandım, neden benim de şöyle güzel bir bakır tepsim yok diye, ama sonra heyecanla tüm malzemeleri toparlamaya başladım. 

Bakır tepsim olmasa da borcam bir kalıp işimi görürdü ne de olsa. Önce kıymayı kebaba dönüştürmek için kolları sıvadım. Soğanla gözlerimi yaşartıp, ellerimi bolca sarımsak kokuttum. Pazardan aldığım pembe domatesleri bir güzel dilimledim (pazarda bu enfes domatesleri satan bir manavımız var, cam seralarda yetişen mis gibi de domatesleri). Her bir baharatı önce koklayıp sonra da kıymayla buluşturdum. Buzluktan biberler de çıkınca, Antakya'ya kadar gidip gelmiş oldum.

Malzemeler:
  • 500 gr kıyma
  • 1 yemek kaşığı galeta unu
  • 1 büyük boy soğan
  • 1 baş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı ducros zahterli baharat karışımı
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 tatlı kaşığı kimyon
  • 1 tatlı kaşığı pul biber
  • 2 adet domates
  • 7-8 tane biber
Hazırlanışı:

Kıymayı bir kaba koyun. 1 baş soğanı incecik küp küp doğrayıp, tuzla ovup, suyunu sıkın. Bir baş sarımsağı soyup, 4-5 tanesini kıymanın içine ekleyin. Sonra Tüm baharatları ve galeta ununu ekleyip en az 15 dakika yoğurun. Borcamı zeytin yağı ile yağlayıp hazırladığınız kebabı tepsiye yayın. Kebabın üzerine dilimlediğiniz domatesleri, sarımsakları ve biberleri ekleyip, önceden ısıttığımız fırında 20 dakika pişirin. Domateslerin suyu tamamen kaybolmadan ocaktan alın.

Bu şimdiye kadar kendi yaptığım en lezzetli yemekti. Sadece soğan ve sarımsağın ete böylesine lezzet katabileceğini hiç tahmin etmemiştim. 

Elbette ducrosun zahterli karışık baharatının da lezzete lezzet kattığı tartışılmaz bir konu. Zahteri mutfağıma yeni kattım ve çıkan sonuçtan da çok memnun kaldım.



Ben bu kebabı sade tereyağlı pirinç pilavı, nohut yahni, süzme yoğurt ve patlıcanlı ezme ile soframda buluşturdum. Evimizde bir yöresel hava oluşsun istedim.


Papara


Ekmek.
Sofraların baştacı, yemeklerin olmazsa olmazı...
Ne karnımız doyar onsuz, ne de yediklerimizden zevk alırız.
Ekmek...
Mis gibi buğday kokusuyla yoğun bir sevgi barındırır hamurunda. Sıcacık sofralar kurulur onunla...

Ekmek...
Her gün bir kaç dilimini çöpe attığımız, sokaklarda milyonlarca aç yatanı düşünmeden israf ettiğimizi biricik nimetimiz...

Bu günlerde gündemde epey yer kaplayan ekmek israfı için siz ne düşünüyorsunuz? Her gün sadece ülkemizde değil tüm dünyada milyarlarca insan bir lokma ekmeğe muhtaç, aç bir şekilde uykuya dalmaya mahkum oluyor. Allah'ın verdiği bu en güzel nimeti biz ise hiç düşünmeden çöpe atıyoruz. Çöplerimizi bir karıştırsak herhalde en çok ekmek olduğunu içimiz acıyarak öğreniriz. Böyle eleştiriyorum ama ben de zaman zaman maalesef çöpe ekmek atıyorum. Bir zamanlar balkonlara kuşlar için ufaklayıp bırakıyordum ama komşulardan şikayet gelince onu da yapmaya korkar oldum.

Bu kadar sözün ardından ise size küçük bir teklifim var. Eğer birisi Bir adım atarsa, küçücük bir adım, belki bu ekmek israfının biraz önüne geçilebilir. Bunun için ne mi yapacağız, Her hafta bayat ekmeklerimizi değerlendirip, özenli bir tarif hazırlayıp, burada yayınlayacağız. Her hafta dedimse, evinizde her hafta artan ekmekleri buzdolabında muhafaza ederek, sofralarınıza bayat ekmekleri yemeklerinizi koymanızı isteyeceğim sizden. Yaptığınız tarifleri bana yolladığınız takdirde burada paylaşmaya çalışacağım. Olabildiğince bu konuyu basına taşımaya çalışacağım. Biz eğer bir adım atarsak, ülkemizde yaşanan bu israfın da bir nebze olsun önüne geçeceğiz.

Ekmek israfına dur demek için ilk adımı ben atıyorum. Sizlerle Konya usulü papara tarifini paylaşıyorum.

Malzemeler:

  • 5 adet dana kaburga
  • 5 su bardağı su
  • 5 dilim bayat ekmek
  • 1 kase sarımsaklı yoğurt
  • 250 gr dana kuşbaşı
  • tereyağı
  • sarımsak
  • zeytinyağı
  • isteğe bağlı karışık baharatlar
Hazırlanışı:

Kaburgaları 5 su bardağı suyun içinde en az 2 saat kaynatıyoruz. Kaynattığımız kaburgaları suyundan çıkartıp ayırıyoruz. Sonra sarımsakları havanda döğüp üzerine karşık baharatlar ve zeytin yağını gezdirip macun haline getiriyoruz. Macun haline gelen karışımı bir fırça yardımıyla ekmeklerin üzerine sürüp 10 dakika önceden ısıttığımız fırında bekletiyoruz. Bu arada dana kuşbaşı etlerimizi tereyağında yüksek ateşte çeviriyoruz. Fırında çıkarttığımız ekmekleri dilimleyip borcama alıyoruz. Ekmeklerin üzerine ılıyan et suyunu, onun üzerine sarımsaklı yoğurdu, üzerine kuşbaşıları ekleyip, baharatlarla sıcak bir şekilde servis yapıyoruz. Ben ekmekleri aromalandırmayı tercih ettim. Bayatlamış olan koku gitmiş yerine enfes bir sarımsak kokusu gelmişti.




Şimdi sıra sizde hanımlar, bu gün bu israfın önüne geçmek için siz ne yaptınız?

Yaptıklarınızı gönderin attığınız bir adım için ben de bir adım atayım. Hazırladığınız bayat ekmekli tarifleri bana gönderin, sitemde duyurayım, tarifiniz başkalarının sofralarına da konuk olsun. Böylece hem sürpriz bir hediye kazanma şansınız olsun, hem birlikte kazanalım, hem de Ülkemiz...





Ortaya Karışık

Yemeğin başlığını ne yazsam ne yazsam düşünüp de kara veremeyince açtım fotoğrafa bir daha baktım ve görüntüye layık bir seçimde bulundum: Ortaya karışık...

Tembel işi mi oldu yoksa görsel bir şölen mi siz karar verin artık. Kavurduğum, kızarttığım etlerin yanında bulgur pilavını tercih ediyorum. Bazen de eşime yalvarıp yanına yumruğuyla kırdığı soğanı da koyunca, gözlerimiz yaşara yaşara kendimize bir ziyafet çekiyorum. Soğan illa yumrukla parçalanmalı ki ısırınca suyunu ağzınızın içinde doyasıya hissedin.

Bu yemek için öyle uzun uzun tarif vermeye gerek yok. Eğer işten eve yorgun döndüyseniz, canınız da buna rağmen aromalı, baharatlı, acılı bir yemek istiyorsa hadi doğru mutfağa.

Önce etlerinizi biraz zeytin yağında marine edin.15 dakika yeterli. Zeytin yağının içine, pul biber, kimyon, sarımsak ve taze biberiye ekleyin. Etiniz marine olurken siz de diğer malzemelerinizi hazırlayabilirsiniz.
Sıra pişirmeye gelince de zeytin yağıyla birlikte etleriniz harlı bir tavaya atıp ve pişirin. Tereyağlı bulgur pilavınızı hazırlayın. Bir taraftan da şöyle güzel bir salata hazırlayın. Süzme yoğurdu ise birazcık tuz ekleyip çırpın. Dikkat etmeniz gereken mesel etlerin çok kıtırlaşmaması. Ben canım çok isteyince birazcık patates kızarttım çok az yağda.

Sıra geldi dizmeye onu da size resim anlatsın:

Bitti sanmayın. Etleri kavurduğunuz tavada kalan yağları da yoğurdun üzerine dökmeyi unutmayın. Emin olun ortaya karışık bu lezzet akşam yemeğinizi taçlandıracak.

Çökertme Kebabına Farklı Bir Dokunuş


İlk denediğim andan beri, canım ne zaman şöyle baharatlı acılı bir şeyler yemek istese ilk sığındığım kapıdır çökertme kebabı. Yoğurdun patates kızartmasıyla müthiş uyumu, üzerinde nar gibi kızarmış, mis gibi baharatlara bulanmış bonfile parçaları.

Biliyorum böyle bir anlatımdan sonra daha önce tarifini verdiğim çökertme kebabını arayacak gözleriniz ama boşuna o zahmete girmeyin. Bu tarifi kendime göre uyarlayıp yayınlıyorum.

Bu tarifte bonfilelerin yerini kavurma alıyor. Patateslere ise nar gibi kızarmış zeytin yağlı ve baharatlı ekmekler yataklık ediyor. Son günlerde favorim ise annemin bahçesinden kopartıp yerken çıtır çıtır sesler çıkartan acı biberler. Çorbadan salataya, et yemeklerinden sebze yemeklerine hatta kahvaltıya bile eşlik ediyorlar bana.

Neyse tarifin özü için daha önce yayınladığım çökertme kebabını okuyabilirsiniz. mantık yine aynı. bu defa patates kızarmasının altına zeytinyağlı ve baharatlı ekmek dilimleri yataklık yapıyor. Hemen üzerinde ise patates kızartması ve tuzlu süzme yoğurt. Pek çoğunuzun bana bu bile yeter dediğini duyar gibiyim. Onun üzerine ise önce kavurma mantığıyla yola çıktığım ama sonra pilav yemek istemediğim için böyle bir değişim yaşayan baharatlı kavurma var. ve pek tabii olarak da tavadan indirmeden hemen önce eklediğim biberlerim.

son günlerde her öğünde bu yemekten olsa asla hayır demem, bıkmadan usanmadan yiyebilirim.yazdan kalma bir lezzet.

Afiyetle...

Karnıyarık

yazın da gelmesiyle birlikte patlıcan sofralarımızda birden baş tacı oluverdi. Kimi zaman bifteklerin altında beğendi, kimi zamansa sarımsaklı domates soslu musakka oluverdi. Bazen közleyip sadece sarımsaklı yoğurt ve tereyağla buluşturduk patlıcanı, bazen ise karını yarıverdik...

Benim için bulunmaz bir lezzet, sebzelerin en güzelidir patlıcan. Bu sebeple bolca kullanırım patlıcanı. Bu gün paylaşacağım tarif ise ise patlıcanın en güzel hallerinden biri.


Malzemeler:
  • 4 tane bostan patlıcanı
  • 250 gr kıyma
  • 4 adet domates
  • 1 adet soğan
  • 1 adet biber
  • 2 diş sarımsak
  • tuz, karabiber
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası
  • üzeri için kaşar peyniri rendesi
Hazırlanışı:

Ben bostan patlıcanı kullanmayı tercih ettim, çünkü karnı yarığımın içinin daha geniş olmasını istedim. Bu sebeple karnı yarıkları alacalı soyup, ortadan ikiye ayırıp kızarttım. Sonra önce soğan ve biberleri küp küp doğrayıp kavurmaya başladım, hemen ardından kıymayı ekleyip güzelce kavurdum. Son olarak rendelediğim domatesleri, salçayı ve sarımsakları ekledim, ocaktan indirip tuz baharatını ekleyip, kızarttığım ve içlerini yardığım patlıcanları doldurdum. Önceden ısıttığım fırına sürüp, 20 dakika kadar pişirdim, fırından çıkartmadan önce kaşar peynirini ilave edip pul biberle süsledim. Sıcak olarak servis ettim.



Siz de eğer benim gibi bir patlıcan tutkunuysanız karnı yarığı bir de bostan patlıcanıyla deneyin derim.

Mutlu haftalar...

Tandır Usulü Beğendili Et

Bir önceki yazımda anlatmıştım, bu ayın en sevdiğim taraflarından biride dostlara sofralar kurmak. İşte hafta sonu eşimin kardeşini davet ettik. Böylelikle de ilk soframızı kurmuş olduk. Bu hafta sonu iki masa kurduk ama maalesef birini fotoğraflama şansım olmadı.

İki tane melekleriyle gelerek zaten evimiz şenlenmişti, sonrasında ise uzun bir yemek, o balkon senin bu balkon benim sahura kadar süren muhabbetler... Sevgili İrem'in hayalini gerçekleştirmek için sahura kadar oturduk ve sahuru birlikte yaptık. Onun keyfi ise apayrıydı. Tabi herkesin bir gözü uyuyordu...


Ne ikram ettiğime gelecek olursak:

  • Nohutlu Yayla Çorbası
  • Mantı
  • Tavuklu Sezar Salatası
  • Nohutlu Pilav
  • Beğendili Et
  • Patlıcan Sos
  • Meyve 
  • İftar Tabağı
  • Haşhaşlı İrmik Tatlısı
Çoğunu zaten sofralarınızdan biliyorsunuzdur ama özellikle tarif isteyen olursa verebilirim.
Ben bu gün sadece beğendili etin tarifini vereceğim.

Malzemeler:
  • 1 kg dana eti, sinirsiz ve yağsız
  • tuz, karabiber
  • 2 diş sarımsak
  • tereyağı
Beğendi için:
  • 2 su bardağı süt
  • 3 çorba kaşığı un
  • 3 çorba kaşığı tereyağı
  • 3 adet patlıcan, çekirdeksiz
  • 1 çay bardağı kaşar peyniri
  • Yarım muskat rendesi
Hazırlanışı:

Öncelikle + işareti oluşturacak şekilde iki adet yağlı kağıdı bir tepsinin içine yerleştirelim. Sonra etlerin bir kısmını dizelim tuz ve karabiber ekleyip, rastgele sarımsak ve tereyağ parçalarını dizelim. Sonra kalan etleri tekrar üstlerine dizip aynı işlemi onlar için de uygulayalım.Hava almayacak şekilde kapatıp 4 saat 150 derece fırında pişirelim. Sonra ise beğendisini hazırlayıp sıcak olarak servis yapalım. Beğendiyi daha önce anlatmıştım. Aslında et yemekleri için vazgeçilmez bir lezzet. Ama bence iyi bir beğendi için muhakkak muskata ihtiyacınız var. Bir de patlıcanların kesinlikle çekirdeksiz olması gerekiyor.

Geriye ise bu eşsiz lezzeti yemek düşüyor. Aslında eşim dışarıda tandır yaptırmak istiyordu ancak bu şekilde ben de aynı sonuca ulaştım. Karabiber, sarımsak ve tereyağı ete apayrı bir lezzet vermeye yetti de arttı bile.


Biz çok keyifli saatler geçirdik soframızda, darısı kocaman kocaman ailelerin başına...

Mutlu haftalar...

Izgara Köfte

Uzun zamanlar olmuş yazmayalı, ne tatildeydim aslında ne internetsiz. Sadece ve sadece çokça tembeldim. Yoksa her gün girip kim ne yazmış, kim sofrasında eşsiz lezzetleri paylaşmış bir bir takipteydim. Bu gün itibariyle bereket dolu bir aya girmiş bulunmaktayım. Gelişini dört gözle beklediğim bir aya...

Neden mi dört gözle bekliyorum? Size kısa kısa cevaplar o zaman? Arınmak, Yaradan'a daha da yakınlaşmak, sadece ağzımı değil maddi manevi tüm varlığımı bir güzel temizlemek... Ama Ramazan ayının benim için en güzel taraflarından biri de kocaman kocaman sofralar kurup, misafirlerimi ağırlamak. Bu da onun en güzel heyecanı olsa gerek.

Şimdiden düşünüyorsanız eğer size pratik ama sofraların vazgeçilmezi bir tarifle aradaki farkı kapatmak istiyorum. Köfte, pilav ve patates üçlüsünü sevmeyen yoktur diye düşünüyorum. Öyleyse hadi mutfağa...


Malzemeler:
  • 250 gr kıyma
  • 1 yemek kaşığı galeta unu
  • 1 ortaboy rendelenmiş soğan
  • 1 diş sarımsak
  • pul biber
  • karabiber
  • tuz
  • maydanoz, isteğe bağlı
Hazırlanışı:

Tüm malzemeleri bir kapta birleştirip iyice yoğurup şekil veriyoruz. Ardından ısıttığımız ızgara tavasında yağsız olarak kızartıyoruz. Arzuya göre birkaç damla zeytin yağı damlatabilirsiniz.



Ben pilavı çok severim diyet beslenmeye geçmeden önce her yemeğin yanına muhakkak yapardım ancak artık çok nadir yiyoruz. Ben bu kez mısırlı pilav yaptım. Yanına kızarmış patates, sumaklı soğan ve köfteyi pişirdiğim tavada çevirdiğim domateslerle, soğuk ve köpüklü bir ayran eşliğinde yemeğimi sundum. Şimdiden herkese bol bereketli bir Ramazan geçirmesini diliyorum.

Mutlu Tatiller...

Güveçte Bıldırcın


Alışverişi bitirip kasaya yöneliyoruz. Aldıklarımızı geçirmeye başlarken, kasiyer kızın bir sorusuyla karşı karşıya kalıyorum. Bu bıldırcın nasıl bir şeydir? Lezzetli midir? Eti nasıldır? Nasıl pişirilir? Ben de başlıyorum anlatmaya.

Küçükken babam avlar getirir biz de afiyetle yerdik. Bazılarının kulağına kötü gelebilir en baştan söyleyeyim ama av hayvanları nedense bana pek bir lezzetli gelir. Keklik, güvencin, bıldırcın, tavşan... Küçükken özellikle köyde kaldığımız zamanlarda annem babamın avladığı kuşları mersin dallarına dizer sobanın içine sallardı. Beş dakika içinde tüm evi enfes bir koku, piştikten sonra da damaklarımızı muhteşem bir lezzet sarardı. Babam artık bıldırcın avlamasa da kasaptan aldığı bıldırcınlarla bizi mest etmeye devam ediyordu.

Geçen yaz tatilinde gittiğimiz de bizim için ayırdıkları kekliği ayıla bayıla yemiştik. Keklik eti eşimin ilk deneyimiydi. Bıldırcını ise ilk defa benim pişirmemle denedi. O bıldırcını da kekliği de biraz tavuğa benzetti ama, ben küçüklükten bu yana yediğim için hepsinin arasındaki farkı çok iyi bilirim.

Malzemeler:

  • 4adet bıldırcın
  • biraz tuz ve su
Hazırlanışı:
Bıldırcınları güzelce tuzlayıp, şişlere geçirip güvecin içine diziyoruz. Fırına sürmeden önce sadece yarım çay bardağı su döküp ağzını hiç açmadan 3 saat kadar orta ateşte pişiriyoruz.



Ben karışık salata ve tereyağlı bulgur pilavıyla servis yaptım bıldırcınları. Çok da yakıştılar.

Ağır ağır pişince hem daha lezzetli oluyor hem de et daha yumuşacık pişiyor.Şişe dizip sularını ve yağını akıtınca da ortaya yemeye doyamayacağınız bir tat çıkıyor.

Kremalı Mantarlı Et Sote


Bahar bezginliğim hala devam ediyor. Sabah güne yürüyüşle başladım ama o bile beni açmaya yetmedi.
Yemek yapmayı çok seviyorum ama bu günlerde pek de içimden gelmiyor yapmak. 
B yemeği ise pratik olduğu için seçtim. Eve giderken markete uğradım. Asıl niyetim biftek alıp üzerine mantar soslu bir yemekti ama biftek kalmamış ben de biraz kuşbaşı, biraz da mantar aldım. Evde beni bekleyen kremalar geldi aklıma ben de kolları sıvadım. bolca soğan ve sarımsağı mantar, patates ve dana kuşbaşıyla buluşturdum.
Çok şanslıymışım ki et lokum gibiydi. Bazen kayış gibi et denk gelince tüm iştahım kaçıyor. Yumuşaklığını kremaya da borçlu olabilirim.

Malzemeler:
  • 500 gr dana kuşbaşı
  • 150 ml krema
  • 4 adet orta boy patates
  • 2 adet soğan
  • 2 diş sarımsak
  • 250 gr mantar
  • tuz, kimyon, karabiber, pul biber
Hazırlanışı:

Kuşbaşı etlerimizi tencereye alıp önce 10 dakika yüksek ateşte, sonra ise biraz su ekleyip kısık ateşte pişmeye bırakıyoruz. Soğan ve sarımsaklarını ekleyip sotelemeye başlıyoruz. Patatesi, en son da mantar ve kremayı ekleyip, baharatlarla tatlandırıp sıcacık servis yapıyoruz.

Yanında ise köpüklü bir ayran, bolca yeşil salata ile güzel bir akşam yemeği yedik biz.

Herkese mutlu haftalar...

Köy Tavuğu ve Silor


Tavukla ilgili çıkan haberlerle birlikte artık tavuk yeme isteğimi iyice kaybetmeye başladım. Ama şansım varmış ki, geçen hafta sonu annemlere gidince, dönüşte organik olan, doğal olan ne varsa, neyin mevsimiyse hepsini valize doldurup geldim. Gitmişken mis gibi tazecik kuzu göbeği mantarı ve kuşkonmazdan yemek de nasip oldu. Ve elbette ki annemin vazgeçilmez yemekleri değişik değişik ot kavurmaları. Şimdi tam mevsimi olan sarı ot ise beni favorilerim arasında. Dalında kopartıp kütür kütür yediğim erikleri, ya da çıtır çıtır çağlaları hiç anlatmıyorum bile.

Yumurta yemeyi pek sevmem ben. Küçükkenden beri, önce dış kabuğunu sonra da itinayla ince bir zar kalıncaya kadar da beyaz tarafını soyup öyle tüketebiliyorum. Annem sağolsun bana bol bol köy yumurtası da koydu, ve tabi ki de olmazsa olmaz köy tavuğu...

Düdüklüye koyup kaynatmaya başlıyorsunuz ve mutfağı enfes bir tavuk kokusu kaplıyor. Tavuğun taşlığını da yiyemiyorum ama haşlanmış olan ciğerini tek hamlede yiyorum. Sonra pişince bir kaşık da o mis gibi suyundan içince anlıyorum ki işte gerçek tavuk bu.(Canım babamın tüm ısrarlarına rağmen taşıyamam endişesiyle ikinci tavuğu almadığım için çok ama çok pişmanım:))

Bu tavuk ne mi oldu diye soruyorsanız size hemen cevap vereyim. Aslında köy tavuğunu haşlayıp öylece de yiyebilirim. Ya da daha önce tarifini verdiğim gibi nar ekşili tavuğu da tercih edebilirdim. Bol sarımsaklı ve nar ekşili.... Ama bu kez farklı bir yemek denedim. Tarifi ise http://yemekkvakti.blogspot.com/ den aldım.

Daha görür görmez ben neyi seveceğimi neyi sevmeyeceğimi, ya da ne lezzetli ne lezzetsiz anlayabiliyorum. Damak zevkime de oldukça güveniyorum. İş dönüşü önce köy tavuğunu düdüklüye yerleştirdim ve kaynamaya bıraktım. Ardından da yufkaları rulo yapıp incecik dilimleyip, sık sık dizip biraz baharatla zenginleştirip fırına sürdüm ve başladım beklemeye.


Malzemeler:

  • 1 adet köy tavuğu
  • 3 adet yufka
  • 1 kase süzme yoğurt
  • 2 diş sarımsak
  • 2 yemek kaşığı tuzlu tereyağı
  • 2 yemek kaşığı domates salçası
  • tuz karabiber
Hazırlanışı:

Köy tavuğunu haşlayıp, didikleyip hem suyunu hem de etleri kullanmak üzere bekletiyoruz. Yufkaları rulo halince sarıp ince ine dilimleyip, tepsiye sık sık dizip, tuz ve biberle tatlandırıp fırına sürüyoruz. Sarımsaklı yoğurdu ve domates salçalı sosumuzu hazırlayıp bekliyoruz.

En alta kızarmış olan yufkalarımızı, yufkanın üzerine bir kepçe tavuk suyumuzu, onun üzerine didiklediğimiz etlerimizi, sonra yoğurdu ve son olarak da salçalı sosumuzu ekleyip sıcak olarak servis ediyoruz.

Emin olun ortaya tadına doyamayacağınız bir lezzet çıkıyor. İlk fırsatta aynısını annemler için de yapacağım.

Elinizde bir köy tavuğu varsa ya nar ekşili tavuğu ya da siloru mutlaka deneyin. Yedikçe yemek isteyecek, bu eşsiz lezzeti aklınızdan silemeyeceksiniz.

Haşlama


Havalar hala ısınamadı burada. Hala güneşin tadını doyasıya çıkartamadık. Bolca gezip, sıcaktan bunalamadık. Hala kış, hala kış, yoksa hep kış mı??

Uzun bir aradan sonra herkese merhaba demek istiyorum. Yayınlanacak pek çok tarif var ama ben hem yoğun hem de yorgunum, bazen de sinirli...

Beni en çok rahatlatan şey ise mutfağa girip saatlerce yemek yapmak, hatta bol misafir için büyük sofralar kurmak... Yemek kokularına karışmak, bıçakla tüm sinirlerimi atmak ve en sonunda mutfaktan mutlu çıkmak. 

Ama bu günlerde ben yemek pişirmeye de üşeniyorum çok. Hemencecik pişirilecek yemekler yapmayı tercih ediyorum daha çok. Ya da dışarıdan söylemeyi, havanın güzel olduğu nadir günlerde ise dışarıda yemeyi tercih ediyorum. Bu yemeği ise dolapta unuttuğum etten yaptım. Eti önce haşlayıp sonra didikleyip, sonra da soğan patates, domates ve bol baharatla fırına attım. Et suyuna da annemin enfes tarhana çorbasından yaptım. Benim için oldukça pratik bir tarifti, oldukça da lezzetliydi.


Malzemeler:
  • 500 gr kemikli et
  • 4 adet domates
  • 4 adet soğan
  • 4 adet patates
  • kimyon, karabiber, tuz, pul biber, biberiye, kekik
Hazırlanışı:
Eti önceden haşlayıp didikliyoruz. sonra bir tepsi içine soğan, patates ve domatesleri doğrayıp tuz ve baharatlarla harmanlayıp, etini de ekleyip önceden ısıttığımız fırında pişmeye bırakıyoruz.

Herkese afiyet olsun.

Ciğer Sote

Mart geldi artık bahara az kaldı diye düşünürken dışarıda lapa lapa yağan kar bana sanki "daha çok beklersin" dercesine selamı çaktı. Tam karlar erimeye başladı derken yeniden karla kaplandı etrafımız. Yağarken izlemeye doyamıyorum ama yine de baharı en çok da bir damlacık da olsa güneşi özledim.

Havalar soğuk olunca da karla kaplı olan yürüyüş parkurlarımız hala açılmadı. Erimesi bile 2 haftayı alır gibi geliyor. Ben de evde yürüyüş bandına atıyorum kendimi. Ya müzik eşliğinde ya da kitap okuyarak elimden geldiğince yürümeye çalışıyorum. Bu günlerde bolca kitap okuyorum. Okuduklarımı da paylaşmayı istiyorum aslında ama fırsat bulamıyorum. En son Ahmet Ümit Bab-ı Esrar'ı okuyup bitirdim. Kitabı çok beğendim. Şimdi ise Tess Gerritsen Kemik Bahçesi okuyorum. Ahmet Ümitin başka kitaplarını da okudum. Ama benim tarzımı daha çok Tess Gerritsen kitapları yansıtıyor. Hatta kitaplarından uyarlama olan Rizzolli&Isles İsimli diziyi izleyip bitirdim, yeni sezonlarının gelmesini dört gözle bekler oldum. En kısa zamanda okuduklarım ve izlediklerimle ilgili bir post hazırlamayı düşünüyorum.

Şimdi sıra geldi bu gün ki tarifimize. Ben Yemek yemeği çok sevdiğim için, ve yemek ayırt etmediğim için soframda çeşitliliği seviyorum. Eşim ise yeni yeni bana ayak uydurmaya başladı. Bu gün sizlerle ciğer sote tarifi paylaşacağım Yapımı oldukça pratik. Ciğerleri tereyağında soteliyoruz. Ayrı bir tava da küp küp doğradığımız patateslerimizi kızartıyoruz. Yanına ise söğüş salata ve sıcacık bazlamayla tabağımıza bu lezzetlerin hepsini dolduruyoruz. Bir bardak tuzlu ayranla yemelere doyamıyoruz.


Bu gün tembelliğim üzerimde zaten hepinizin bildiği bir tarif ben detaya girmiyorum. Ben sadece bazlama ekledim bu tarife sunumu farklı yaptım. Siz de çeşitlendirebilirsiniz.

Çökertme Kebabı


Memleketimi özleyince geçtim mutfağa, börülce mi pişirsem, yoksa yazdan annemle yaptığımız ve buzluğa kaldırdığım patlıcanları mı çıkartsam bilemedim. Buzluğun kapağını kararsız bir şekilde açtım ve bir miktar et olduğunu gördüm. Aklıma hemen neden daha önce yapmadım diye hayıflandığım çökertme kebabı geldi, ben de kolları sıvadım.

Çökertme kebabıyla memlekete nasıl mı gittim. Şöyle ki: Malum bizim oralar çok sıcak oluyor. Hal böyle olunca da biz yazın her şeyin üzerine buz gibi sarımsaklı yoğurt döküp yemeyi çok seviyoruz. Özellikle de annemin pratik yemeği, azıcık zeytin yağında tüm sebzeleri kavuruyor hemen sarımsaklı yoğurt, nar ekşili bir de çoban salatasıyla öğünü tamamlıyoruz. Sarımsaklı yoğurdu kibrit patateslerin üzerine dökünce yaz geliverdi hemen aklıma. Dışarıda yığılı karları görünce yazı ne kadar çok özlediğimi hatırladım.

Malzemeler:
  • 500 gr kuş başı dana (aslında kuşbaşı değil jülyen doğranmış olması lazım ama benim etimin jülyen doğranmasının imkanı yoktu)
  • 5 adet kibrit doğranmış patates
  • 4 diş sarımsak (2 tanesi yoğurt için, 2 tanesi eti sotelerken kullanmak için)
  • bir kase süzme yoğurt
  • tuz, pul biber, tane karabiber
  • tereyağı
Hazırlanışı:

Kibrit doğradığımız patatesleri kızartıp servis tabağına alıyoruz. Jülyen doğradığımız etleri tereyağında pişiriyoruz. Etlerin suyunu kaybetmemesine özen gösterelim. Sonra etlere sarımsak ve tane karabiberleri ekleyip iyice soteliyoruz. Sarımsaklı yoğurdu etin pişmesine yakın patateslerin üzerine döküp etlerini ekliyoruz. Pul biber ve maydanozla süsleyip servis ediyoruz.


Ben etlerden ziyade yoğurtlu patatese kaptırdım kendimi. Kızartmaların üzerine sarımsaklı yoğurt döküp yemeyi çok seviyorum. Kabak, bamya, biber, havuç, patates, özellikle patlıcan... Her gün yesem her gün doymam galiba. Ama obur değilim hehhahaheheheh:))

Hem pratik hem de doyurucu bir lezzet. Olsa da yesek...Mutlu haftalar...

Karışık Pide

Hafta sonumun en büyük keyiflerinden biri de kanallardaki yemek programlarını takip etmek, izlerken bolca "hmmm, nımmm, nommm" gibi homurtular çıkartmak, sonrasında ise beğendiklerimi mutfakta soframıza hazırlamak.

En son Arda'nın Mutfağını izledim. Arda Bey pide yaptı, kıymalı, kavurmalı kaşarı ve yumurtalı ve tahinli. Bir Konyalı olarak eşimle programı izledikten sonra muzip bir bakışla, kahvaltıda yesek ne güzel olurdu gibi sözlerin ardından, pazar sabahı üşenmeyip erkenden kalktım ve kolları sıvadım bu enfes pideleri yapmaya.

Tarifleri bire bir uygulamadım. Harç malzemelerini ve hamurunu kendim hazırladım. Hamurunu klasik pizza hamurundan, 3 ayrı pide olacak şekilde hazırladım. Sadece tahinli olanını bire bir oldu sanırım harç bakımından.

3 pide için de ortak hamur tarifi:

Malzemeler:


  • 1, 1/2 su bardağı ılık su
  • 1 yumurta
  • 5 su bardağı un (1 su bardağı hamuru açarken kullanın)
  • 1 tane küp şeker
  • 1 tatlı kaşığı kuru maya
  • tuz
Hazırlanışı:

Maya, şeker ve ılık suyu karıştırıp kabaran mayayla hamurumuzu yoğurup üzerine hafif nemli bir bez örtüp 30 dakika dinlenmeye bırakıyoruz. Sonra kabaran hamurumuzu 3 eşit parçaya bölüyoruz.

KAŞARLI VE PASTIRMALI PİDE



Harç
Malzemeler:
  • 100 gr pastırma
  • 100 gr kaşar peyniri
  • 50 gr tereyağı
  • 1 adet yumurta
Hazırlanışı:

Birinci bezemizi alıp, oklava yardımıyla öne ve arkaya olmak üzere pidemizi açıyoruz. Açtığımız hamurun üzerine çırptığımız yumurtadan sürüyoruz. Sonra üzerine pastırma ve kaşarları yayıp kenarlarını kapatıp, yumurtalayıp, fırına sürüyoruz.


Fırından çıkan pidelerimize tere yağını sürüp afiyetle yiyoruz. Benim birinci favorim buydu. Çok büyük bir iştahla tükettim. Ayrıca de çok harika bir tadı vardı.

PATATESLİ KAPALI PİDE




Harç
Malzemeler:
  • 3 adet orta boy patates
  • yarım demet maydanoz
  • karabiber, tuz, kimyon ve kırmızı biber
Hazırlanışı:

Hamuru gene aynı şekilde açıp tüm harmanlayıp hazırladığımız tüm harcı hamurun üzerine boşaltıyoruz. Sonra küçük küçük tereyağ parçacıkları ekleyip hamurumuzun üstünü kapatıp, yumurtalayıp, fırına veriyoruz. Çıkan sıcak pidelerimizin üzerini tekrar tereyağıyla lezzetlendiriyoruz.




TAHİNLİ CEVİZLİ PİDE


Harç
Malzemeler:
  • 1 çay bardağı tahin
  • yarım bardağı ceviz (kırılmış)
  • 1 çorba kaşığı toz şeker
  • 1 çorba kaşığı pudra şekeri
Hazırlanışı:

Hamurumuzu yine aynı şekilde açıp, önce bir fırça yardımıyla tüm tahini hamur yüzeyine sürüyoruz. Sonra ceviz kırıklarını ve en son olarak da toz şekeri serpip hamuru önce enlemesine rulo gibi sarıyoruz. Sonra da salyangoz şekli verip pişmeye bırakıyoruz. Fırından yükselen kokulardan, birazdan enfes bir tatlının çayınıza şeker olacağı anlıyorsunuz. Fırından çıkan tahinli pidenin üzerine bolca pudra şekeri ilave edebilirsiniz. 



Kaşarlı ve pastırmalı pideyi çok beğendim. Kaşar ve pastırma yerken, çıtır çıtır yumurtalı hamurla eşsiz bir lezzet yakalamıştı. Tereyağı ve yumurta çok daha nefis bir lezzet katmış.

Ben hamur işlerinde patatesi sevmiyorum. Bu patatesli kapalı pideyi eşim ayıla bayıla yedi.

Çok doyduğumuz için tahinli pidemizi daha sonra çayla tükettik. Ceviz ve tahini çok severim ben. Kahvaltı soframda da bolca tüketirim. Pideye de çok yakıştı.



Etli, Nohutlu Pazı Kavurması


Geçen hafta sonu Mehmet YAŞİN 'in programını izledim. Ve benim memleketimde, Muğla  Datçadaydı geçen hafta. Hail böyle olunca da birbirinden çeşit ot kavurmalarıyla çeşitlendirilmiş enfes tatları denedi.

Baş aşçıyla konuşurken pazılı bir tarif geçti. Görüntüsü beni cezbedince, tadını da az çok duyumsayarak kolları sıvadım ben de. İşte karşınızda o şahane yemek...

Malzemeler:
  • 1 büyük baş soğan
  •  1 bağ pazı
  • 2 su bardağı haşlanmış nohut
  • 250 gr kemikli haşlanmış et
  • tuz, karabiber, kırmızı biber
  • süzme yoğurt
Hazırlanışı:

Soğanı küp küp doğrayıp tavada kavurmaya bırakıyoruz. Sonra içine kıydığımız pazıları ekliyoruz. Pazılar tam ölmeden haşlayıp kemiğinden ayırdığımız etleri ve nohutunu ekliyoruz. Son olarak et suyundan yarım çay bardağı kadar ekleyip ocaktan indiriyoruz. Servis tabağına aldığımız yemeğimize yoğurt ekleyip servise hazır hale getiriyoruz. Afiyet olsun.





Pazılı ve Kıymalı Çıtırcık


Bembeyaz bir kentten merhabamı yolluyorum bu gün size.
Yapımı oldukça pratik, tam da mevsimlik bir lezzetle buluşturmak istiyorum bu gün sizleri. Yedikçe yemek isteyeceğiniz bir lezzet, kendisi hafif ama ağzınızda bıraktığı tat büyük...

Pazarda dolaşırken geçen hafta sonu pazının çıkmış olduğunu gördüm. E pazı çıkar da ben soframa koymam mı hiç. Her Akdenizli gibi ot yemeklerini pek seviyorum ben de. Hal böyle olunca, pırasa, ıspanak, sarı ot, hardal, pazı gibi çeşitlemeleri yemeklerimde bol bol kullanmayı tercih ediyorum. Bu haftalarda ise en çok pazıyı tercih ediyorum. Hal böyle olunca da soframızda pazının içinde olduğu yemekler bolca yer aldı.

Şimdi vereceğim tarif biraz börek gibi ama börekten daha ince. İnce olduğu için de biraz daha çıtır. 3 adet yufka kullanacağımız için 24-30 cm arası büyüklükte borcamlarınızı ya da tepsilerinizi tercih etmenizi öneririm.

Malzemeler:
  • 3 adet yufka
  • 8 yaprak pazı
  • 250 gr kıyma
  • 1 çay bardğı süt
  • yarım çay bardağı sıvıyağ
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 adet orta bot soğan
  • tuz, kırımız biber
Hazırlanışı:

Soğanı küp küp doğrayıp, tavaya atıp birazcık karamelize ediyoruz. Çünkü bu enfes bir tat veriyor. Sonra kıymamızı ekleyip iyice kavuruyoruz. Son olarak da ince ince kıydığımız pazılarımızı, tuz ve biberimizi ekleyip ılıması için beklemeye alıyoruz. Fırınımızı 200 derecede ısıtıyoruz. Tepsimizi yağladıktan sonra ilk yufkamızı seriyoruz. Yufkanız birazcık büyük gelecektir. Büyük gelen kısımlarımı kopartıp ikinci kat olarak kullanıyoruz. Yağ ve sütü karışıtırp yufkaların arasına döküyoruz. Tam ortaya kıymalı pazılı harcı yerleştirip üzerine yumurta sarısını döküp fırında pişiriyoruz.

Üzeri nar gibi kızarmış, içi yumuşacık çıtırcığımızı, mis gibi koyu kıvamlı ayranımızla ılık servis yapıyoruz.





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...