Sayfalar

Bu Blogda Ara

Hamur İşleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hamur İşleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KESTANELİ TOPLAR


Yazdan yada bahardan kışı özlettiren en güzel şeylerden biri de kestanedir benim için. Kışın iyice yorduğu şu günlerde kum saati artık geri sayım için akıyor bizim evde. Mutlulukla doldurduğum kalbimi kıskanan midemi ise bu minik lezzet topları ile doldurdum. Hem yapımı pratik hem de oldukça lezzetli.

Sizi biraz daha çileden çıkartıp bu tarifin hikayesini anlatayım, sonra ben keyfe devam siz mutfağa koşturadurun.

Hani bazı zamanlarda canımız şöyle tatlı bir şeyler ister. Yormasın, zahmetsiz olsun, çayın, kahvenin yanına katık olsun, yanaklarda gülücük olsun, çikolatası dişlere yapışsın ister. İşte bu tarif öyle bir tarif. Bol çikolatalı, yoğun kıvamlı, buram buram kakao kokulu ve de kestaneli.


Malzemeler:

  • 20 adet kestane
  • 250 gr bitter çikolata
  • 1 adet kakaolu pandispanya
  • yarım su bardağı kakao
  • 1 yemek kaşığı tereyağı


Hazırlanışı:

Kestaneleri haşlayıp kabuklarını soyup irili ufaklı parçalara ayırın. sonra bir yemek kaşığı tereyağı ve bitter çikolataları benmari usulü eritip ocaktan indirin. Pandispanyayı un kadar incecik olacak şekilde elinizle ufalayın ve çikolataya ekleyin. Son olarak da kestaneleri ekleyin ve yoğurun. Derince bir kayık kabak içine yarım bardak kakaoyu dökün. Sonra hamur karışımından ceviz büyüklüğünde parçalar yuvarlayıp kakaoya bulayın. 

Kestaneli toplarınızı ister bir fincan kahveyle, ister tavşan kanı çayınızla yudumlayın. yerken gözlerinizi kapatıp, sıcacık kış hayalleri kurmayı da unutmayın.

Musmutlu hafta sonları...


Çikolatalı ve Portakallı Kek


Değerli okuyucularım, bu yazıyı okumaya başlamadan önce sizi uyarmam gereken bir husus var:

Dikkat! Bu kek yoğun çikolata içerir!

Kış aylarında hem hamur işlerinde, hem yemeklerde hem de kahvaltı soframda bolca misafir ettim portakalı. Neden mi? Nedeni babacığımın bahçesindeki portakal ağaçları. Oradan toplanıp evimi dolduran tazecik portakallar.

Portakal böyle çok olunca, kerevizle dans da etti, kek içinde sarhoş da oldu. Sonra sabahları güne onunla daha zinde başladık ve tabiki de C vitamini depomuzu sonuna kadar doldurduk.

İşte bu tarifte portakalın kek içinde çikolatayla sarmaş dolaş olduğu zamanlarda ortaya çıktı. Şeker oranı düşük, portakal aromasını her diliminde içine çekeceğiniz bir kek oldu. İkram ettiğim bir arkadaşımın keki hazır kek sanması ise beni havalara uçurdu.


Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı esmer şeker
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı eritilmiş margarin
  • 2 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket margarin
  • 1 su bardağı damla çikolata
  • 3 adet portakal kabuğu rendesi
Üzeri için:
  • 1 su bardağı damla çikolata
  • 2 adet portakal kabuğu rendesi
Hazırlanışı:
Kekin klasik kek hamuru hazırlar gibi keki hazırlıyoruz. Dikkat edilmesi gereken nokta Rendelediğimiz portakal kabuklarının suyunun birazcık neminin kaybolmasını bekliyoruz. Hazır olan kek hamurumuzu yağladığımız kalıba döküp önceden ısıttığımız 180 derece fırında pişiriyoruz. Kek pişince fırın ısısını düşürüp kekin üzerine  damla çikolatayı serpiyoruz. 5 Dakika kadar fırında beklettikten sonra keki çıkartıp damal çikolatalı bir kürdan yardımıyla dağıtıp üzerine portakal kabuklarını (suyu sıkılmış) serpip tavşan kanı bir çay eşliğinde ikram ediyoruz.

Yaşasın portakal çikolata aşkı...

Bu uyum kadar mutlu bir hafta sonu dileklerimle...






Yassı Mantı


Mevsimin cayır cayır yaktığı şu günlerde, nerelerde neler mi yapıyorum? Ah bir bilseniz nasıl da yoğun geçiyor günler... Sıcak hava, bunaltan hava, terleten hava, gına getiren havayla savaş halindeyim. Ehliyet maceram tam gaz devam ediyor. Düğünler, geziler, işler güçler...

Bu sıcaklarda ne mi yiyorum dersiniz? Bolca yoğurtlu ve zeytin yağlı ılık yemekler. Tazecik fasulyeler, acılı bamyalar, boraniler... Peki o zaman bu mantı nereden mi çıktı? Esti ben de yaptım. Tabi bunu yaptığım zamanlar hava bu kadar sıcak değildi.

Tarif vermeyeceğim merak edenler Buradan detaylı tarif bilgilerinize ulaşabilirler. İlk mantı deneyimimi bilenler bilir. Kalın kalın hamur kütüklerinden oluşan bir tabakla karşı karşıya kalan evin erkeği, üzülmeyeyim diye "kalın ama çook lezzetli" diyerekten tabağını bitirmişti. O gün bu gündür bunu telafi etmenin peşindeyken ve de bol zamanım varken sıvadım kolları.



Tarife yukarıdan ulaştıktan sonra nasıl bir yol izlediğimi resimlerden kolayca anlayabileceğinizi düşünüyorum. Benden kısa kısa hayat böyle.

Serin bir hayat, bol lezzetli günler dileklerimle...


Leyla'nın Kahve Dükkanının Kusursuz Havuçlu Keki


Aslında o gün tüm cesaretimi toplamıştım. Evde tek başıma kalabilirdim."Televizyon keyfi yapacaksın", "yemek pişirmeyeceksin" diye kendimi kandırmaya çalışırken, yolculuk vakti yaklaştıkça, gözpınarlarımda biriken damlalar ve titreyen bir sesle babamı arayıp "annem gelsin ne olur" diye ağlarken bulmuştum kendimi. Biz öyle çok ayrı kalmadık 5 yıldır. Her yere birlikte gittik, her zaman yanyana olduk. İlk defa bensiz bir yere gidecekti eşim. İşte annemin akşam saat 21:00'dan sonra yola düşmeleri, yaşlı anneni gecenin bu saatinde yollara düşürmeye utanmıyor musun? nutukları bu yüzdendi. Ben de kendimi affettirmek için onun çok sevdiği bu havuçlu tarçınlı keki yapmaya, gönlünü almaya karar verdim.

Lakin bu seferki kek annemi yorduğum için biraz daha mükemmel hale getirmeliydim. Bizim evde kek pek tercih edilmiyor maalesef. Kek pişirilecekse de içinde muhakkak kakao, çikolata olanı kalıplara dökülüyor. Bu keki anneme ilk yaptığımda Bolu'daydık. Annem çok beğenmişti. Ben de kolları sıvadım bu keki tekrar annemle buluşturmak için. Ancak öncesinde Leylay'a uğramam gerektiğini hatırladım. Kısa bir ziyaretin ardından ben tüm malzemelerle mutfaktaydım.


Malzemeler:
  • 1-2/3 su bardağı un
  • 1,5 çay kaşığı kabartma tozu
  • çay kaşığının ucuyla tuz
  • 1,5 çay kaşığı tarçın
  • 4 çorba kaşığı hindistan cevizi
  • 1/2 su bardağı sıvıyağ
  • 1/2 su bardağı beyaz toz şeker
  • 1/2 su bardağı esmer toz şeker
  • 3 yumurta
  • 250 gr rendelenmiş havuç
  • 150 gr ceviz içi
  • 10 gr tereyağı
Hazırlanışı:
Önce cevizci tereyağında biraz tuzla kavurun, ılıdıktan sonra doğrayın. Sonra un, kabartma tozu, hindistan cevizi, tuz ve tarıçını karıştırıp harmanlayın. Sonra yumurtalarla şekerleri iyice çırpıp içine sıvıyağı ekleyin. Sonra kuru malzemelerin içine bu sıvı karışımı ekleyip çırpmaya devam edin. Sonra havuçları ve en son olarak da cevizleri ekleyip yağladığınız kalıba dökün. Sonra önceden ısıtmış olduğunuz 180 derece fırında 30-40 dakika pişirin. Ilık olarak dilimleyip servis edin.

Bu keki bence kusursun kılan ve beni kendisine hayran bırakan cevizlerin kavrulması ve tereyağına bulanması. Pişerken ise tarçın kokusu insanı mest ediyor. Nedense ben tarçını sevemiyorum. Ne vakit yesem bana biraz ağır bir aroması varmış gibi gelirdi. Ama bu kekte gerçekten herşey kusursuzdu. Leyla Hanım kuru üzüm de kullanmış ama ben kullanmadım.

Leyla Hanım öyle bir anlatmıştı ki bu keki yapmamak olmazdı. Hele bu kek annemin en sevdiği kekler arasındayken ve ben onu onca zahmete sokmuşken, bu keki yapmak kaçınılmaz oldu. İyi ki de yapmışım. Kekin içindeki çıtırdayan cevizler yerken beni çok mutlu etti. Galiba bundan sonra hamur işlerinde kullanacağım kuruyemişleri hep kavurarak ekleyeceğim. 

Kek pişince çayımızı demledik, tatlı bir sohbet eşliğinde keklerimizi yedik. Darısı sizin başınıza...

Tarifin orjinali için: Leyla'nın Kahve Dükkanı

Mutlu tatiller...













Yumurtalı Kuzu Göbeği (Morel Mantarı) ve Kahvaltı


Cuma günü öğleden sonra saat 3 oldu muydu ben tatil moduna geçiş yapıyorum. Gözlerimi kapatıyorum ve kalabalık kahvaltı sofralarının hayalini kuruyorum. Çeşit çeşit peynirler, kalori yüklü hamur işleri, tereyağlı yumurtalar, tavşankanı demlenmiş dumanı üstünde çaylar... Saatlerce kocaman kahkahalar eşliğinde bir kahvaltı... İşte sırf bu yüzden haftasonu demek kahvaltı demek benim için.


Haftasonu sıkılmış kendi kendime dırdırlanıp dururken, babamın telefonu ile kendimi mutfakta buldum. Güzel bir akşam yemeğinin ardından sabah uyanıp annem, kardeşim ve ben mutfağa girip nefis bir kahvaltı hazırladık. Kahvaltının starı ise annemlerin getirdiği köy yumurtaları eşliğinde pişirdiğimiz kuzu göbeği mantarı, pürçük mennesi ve kuşkonmazlardı.


Annem mantarları temizledi, kardeşim tavayı ısıttıp tereyağını koydu. Ben gözyaşları içerisinde soğanları doğradım ve lezzet dolu kokular evimizi doldurdu. Güneş o gün oldukça cömertti. Camın önündeki çiçekler, evin önündeki çam ağacı ise bize güzel bir manzara sundu.


Sonra başladık sofrayı kurmaya. Peynirler, sıcacık simitler poğaçalar, el yapımı reçeller, annemin organik zeytinleri...



Biz böyle ailecek harika bir haftasonu geçirmiştik. Büyük sofralarda, minicik minicik mutluluklarla lezzetli bir haftasonu geçirmeniz dileğimle....








Dr. Oetker ile Şekersizler


Hamur işlerinin, davet sofralarının müthiş yardımcısı, yıllardır keyifle kullandığım Dr. Oetker yılbaşında beni çok mutlu ederek bana kocaman bir paket göndermişti. Ancak ben bir türlü fırsat bulup da sizlerle bunu paylaşamamıştım. Kutudan ise nostaljik bir kutu, 5 adet şekersiz tatlı ve içinde harika tarifler olan kitaplar çıkınca, mutluluktan uçtum.


Tatlıların çoğu "ommm nommm nommm" sesleri eşliğinde tarafımızdan özenle tüketildi. Lezzetleri Dr. Oetker'e yakışırdı. Ama bu tatlıları özel kılan asıl nokta şekersiz olmalarıydı. Hazır aldığınız bir karışımın yerken size de biraz şekerli geldiği olmuştur. İşte bu tatlılar bu soruna müthiş bir çözüm bulmuş, az şekerli, orta şekerli ve şekerli sevenler için bu müthiş paketleri oluşturmuş. 

Siz de mutfakta benim sözüm geçer, şekerime kimse karışamaz diyorsanız bu tatlıları kaçırmayın derim.

Fellah Köftesi (Sarımsaklı Köfte)


Bol vaktim olsa, çalışmasam mesela, gezsem dursam diyar diyar. Her şehrin farklı farklı lezzetlerini denemek için heyecanla hayaller kuran benim sözlerim bunlar. Baktım hem vakit yok hem de çalışıyorum ben de iş arkadaşımın ballandıra ballandıra anlattığı bu köfteyi yapmak için onu bize çağırdım. Hem ben Tarsusa kadar gidip gelmiş oldum, hem de keyifli ve eğlenceli bir mutfak macerası yaşadık.

Malzemeler:
Köfte için:
  • 3 su bardağı köftelik bulgur
  • 1 adet yumurta
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 3 yemek kaşığı un
  • su, tuz, kimyon
Sos için:
  • 1 baş sarımsak
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • zeytinyağı
  • isteğe bağlı sarımsaklı yoğurt
Hazırlanışı:

Öncelikle bulguru sıcak suyla ıslatın. Bulgur şişerken siz de diğer malzemeleri hazırlayın. Sonra şişen bulgurun için yumurtasını, ununu salçasını ve baharatlarını ekleyip yoğurmaya başlayın. Yoğurmaya başlarken yanınıza bir kase su alın. Uzun bir yoğurma işlemi sizi bekliyor. İlk önce ben başlamıştım yoğurmaya ama baktı arkadaşım beceremiyor kolları sıvadı ve başladı yoğurmaya. Bilen kişi elbette başka oluyor. O yoğurdukça köfte bambaşka bir hal almaya başladı. Yoğurma işleminin ardından sıra geldi şekil vermeye.
Minik minik ayırdığımız köftelerimizi serçe parmağımızla şekillendirip haşlamaya başladık. Köfteler haşlanırken üzeri için sarımsakları ve salçaları kavurduk. Sosla birleşen köftelerin saçtığı kokuya daha fazla dayanamadık. Arkadaşım için hazırladığım ikramları da çıkartıp sofrayı kurunca başladı ziyafetimiz.



Menümüzde:
  • Fellah köftesi
  • Fırınlanmış patates ve mantar
  • Poşette tavuk
  • Nohut yahnisi
  • Salata
  • Yoğurt
  • Acıbadem kurabiyeli tiramusu
vardı. Köftenin hazırlanışı biraz zahmet istiyor ancak yemeye başlayınca bu zahmete değeceğini düşünüyorsunuz. Damağınızda kalan lezzet tüm yorgunluğunuzu unutturacak. 

Sevgili arkadaşıma beni kırmayıp geldiği ve bu zahmete katlandığı için, ayrıca eli kolu dolu gelip bana resimde görüş olduğunuz güzel çiçekleri getirdiği için buradan teşekkürlerimi ve sevgilerimi yolluyorum.

DUYURU:  Birkaç gün içinde çok önemli bir etkinlik düzenlemeyi planlıyorum. Düzenleyeceğim etkinlik için şimdiden yardımlarınızı bekliyorum. Sevgiyle kalın...





Foccaccia


Güneşin yüzünü göstermeye başladı şu bereketli günlerde, canım şöyle baharatlı bir şeyler denemek istedi. Baharın geliyor olması sebebiyle taze baharatlara kavuşmanın heyecanını yaşıyorum. En çok da Fesleğene kavuşmayı bekliyorum. Fesleğene kavuştuğum ilk anda ise onunla güzel bir pizza tarifi deneyip sizlerle paylaşıyorum. Sadece fesleğen, cherry domates ve mozeralla peynirli bu pizzayı özleyenler parmak kaldırsın...

Yaz gelecek de pizza yapacağız deyip, beklemek istemeyenler için gelsin bu tarif. Bu tarifi kız kardeşim için kahvaltıya hazırladım. Sabah erkenden kalkıp mutfağın yolunu tutup açtım radyomu. Sonra balkona çıkıp güneşi çektim içime. Ardından bir çiftçi edasıyla balkondan biberiyeleri topladım, yıkadım ve ayıklayıp bir köşeye bıraktım. Sonra oturup uzun uzun sarımsak soyup biberiyelerle birlikte havana kattım ve başladım dövmeye. Ezildikçe etrafa muhteşem aromaların eşsiz kokuları yayılmaya başladı. Macun kıvamına gelince de üzerine zeytin yağı ekleyip başladım beklemeye.

Bekledim derken iş burada bitmedi elbette. Soğanlarımı karamelize ettim. Sonra da hamurumu mayaladım ve ortaya bu muhteşem ekmek çıktı. Foccaccia yolculuğumuz başlasın, aşağıda yolcu kalmasın...

Malzemeler:
  • 500 gr un
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 paket yaş maya
  • 1 adet küp şeker
  • yarım su bardağından biraz fazla zeytin yağı
  • 1 baş sarımsak
  • 4-5 dal biberiye
  • 1 adet soğan
  • 1 adet küp şeker
  • 5 yemek kaşığı zeytinyağlı domates sosu
  • tuz
Hazırlanışı: 

Yukarıda anlattığım gibi önce biberiyeli sarımsaklı zeytinyağımızı hazırlayıp bir köşede aromaların yağa geçmesi için bekletiyoruz. Sonra soğanı küp küp doğrayıp kısık ateşte ve bir tane kip şekerle karamelize olmasını sağlıyoruz. Karamelize olan soğanları soğumaya bırakıyoruz.  Daha sonra hamuru yoğurup içine tüm malzemelerini ekleyip mayalanması için üzerini hafif nemli bir bezle kapatıp bekliyoruz. Hamur için detay vermiyorum, burada önemli olan zeytin yağındaki aromayı ayarlayabilmek. Daha sonra önceden ısıttığımız 180 derecelik fırında 30-40 dakika pişiriyoruz.

Ben bunu soğukken daha çok sevdim. Sıcakken aromalarını tam alamamıştım ancak soğudukça daha da bir güzelleşiyor. Bu ekmeği sadece bir bardak çayla ya da  bizim gibi güzel bir kahvaltı sofrasında da tüketebilirsiniz.


Ben ve kardeşim bu ekmeğin kesinlikle biraz daha soğuyunca yenmesi taraftarıyız. Eğer siz de şöyle baharatlı bir şeyler olsa diyorsanız, ya da egeden, akdenizden esintilerle güne başlamak istiyorsanız bu lezzeti mutlaka deneyin.

Pizza


Dışarıda amansız bir yağmur, olsun varsın.
Ya da lapa lapa kar.
Belki de cıvıl cıvıl bir güneş.
Biz de yağmur var, ama olsun hafta sonunun geliyor olmasının mutluluğu yeter. Günü yarıladım bile ben. Erkenden kalktım, yağmuru izleyerek ve tatili gözleyerek kahvaltımı yaptım, işe geldim. Anlayacağınız tatili hak ettim. Eğer siz de benim gibi hafta sonu tatilini dört gözle bekleyenlerdenseniz bana bir göz kırpmanız yeterli.

Ballandıra ballandıra anlattığım tatilin baş tacı ise uzun uzun ve keyifle yapılan kahvaltılardır. Keyifli kahvaltı sofralarımızı bu hafta pizzalarla şenlendirelim istedim.

Hadi hanımlar kolları sıvayın, öyle özel malzemelere gerek yok, buzdolabında, buzlukta ne varsa çıkartın tezgaha. Hamurunuzu mayalayın, hamur dinlenirken siz de mantarı, biberleri, sucukları doğrayın. Yazdan hazırlayıp kaldırdığınız domateslerinizi çıkartın, baharatlarla aromatik bir sos hazırlayın. Elinizde ne kadar peynir varsa, hepsini dizin. Hadi eğlence vakti.


Malzemeler:

Hamur için:
  • 5 su bardağı un( Dr.Oetker pizza unu da kullanabilirsiniz)
  • 1 paket yaş maya (Yuva Maya tercihen)
  • 1 su bardağı ılık su
  • yarım su bardağı zeytinyağı
  • tuz ve 1 tane küp şeker
Üzeri için:
  • Sucuk
  • Mantar
  • Kırmızı ve yeşil biber
  • Zeytin
  • Domates sos
  • Mozzarella peyniri (Pınar, Yörsan, Bahçıvan gibi yerli markaları ucuza bulabilirsiniz)
  • Cheddar peyniri (Pınar ve benzer markaların var)
Hazırlanışı:

Öncelikle hamurumuzu yoğurup mayalanmaya bırakıyoruz. Üzerini muhakkak bir streç film ya da hafif nemli bir bezle kapatın.

Sonra malzemelerinizi hazırlayın, ben ben de olanları kullandım ama siz dolapta ne varsa onu kullanın. Ben kaşar peyniri yerine mozerella denedim, renk olsun diye de biraz cheddar peyniri kullandım. Domates sosunu biraz sarımsak, zeytin yağı, biraz biberiye ve bol baharatla harmanladım.

İşte şimdi işin zevkli kısmı, çoluk çocuk toplanın ve bu nefis pizzaları hazırlamaya başlayın. 


Ben hem pizzadan hem de mutluluktan kocaman bir dilim kaptım bile.
 Peki ya siz?
Mutlu tatiller...

Not: Dominos Pizza'nın Kayseri Ateşi'ne ailecek bayılıyoruz. Dominos'tan ricamız tariflerini bizlerle paylaşması :)


Fıstıklı Islak Kek

Puf puf kabarmış, mis gibi çikolata kokusuyla bulanmış, çıtır fıstıklarla donatılmış ıslak bir kek hayal edip girdim mutfağa. Aldığım radikal bir kararla mutfağımdan beyaz şekeri çıkarttım. Okuduğum ve öğrendiğim kadarıyla artık keklerim, kurabiyelerim, tatlılarım daha bir lezzetli olacakmış. İlk kahverengi şeker deneyimimde büyük bir merakla pişirdim kekimi. Ve tadınca doğru bir karar almış olduğumu gördüm. Çünkü buram buram geniz yakan şeker yerine damağımda yumuşak bir şeker tadı ve bolca kakao tadı kaldı.

Malzemeler:
Kek için:
  • 1 su bardağı kahverengi toz şeker
  • 3 yumurta
  • yarım su bardağı ılık süt
  • yarım su bardağı margarin
  • 2 su bardağı un
  • yarım su bardağı kakao
  • yarım su bardağı antep fıstığı
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
Sosu için:
  • 1 su bardağı süt
  • yarım su bardağı kakao
  • 80 gr pirinç patlaklı çikolata
  • 3 yemek kaşığı antep fıstığı
Hazırlanışı:

Klasik kek yapar gibi önce yumurta ve şekerleri iyice çırpıyoruz. ardından da sıvılar ve katıları ekleyip kek hamurumuzu borcama döküp, önceden ısıttığımız fırında pişiriyoruz. Kek piştikten sonra üzerine çikolataları rendeleyip 5 dakika kadar daha fırında bekletip erimeleri sağlıyoruz. Kek sıcakken üzerine kakaolu sütü gezdirip, son olarak da tavada düşük ısıda kavurduğumuz çıtır antep fıstıklarını ekleyip soğuk olarak servis yapıyoruz.
Ben fıstıkları kavurdum ve ekledim çünkü çikolatanın üzerine çıtır çıtır bir lezzet istedim. Biraz zahmeti var ancak sonuç oldukça etkileyici. Çikolata ve antep fıstığı tadında eşsiz bir yıl dileklerimle...

Şeker Hamurlu Doğum Günü Kurabiyeleri

Dün çalan telefonu açınca önce "hiiii..." diyen bir kıkırdama hemen ardından da "Yenge amcamla bize gelsenizeeee..." diyen sesin ardından tüm yüreğim hüzünle kaplanıveriyor. Alışmak böylesine zorken, bir de cıvıldayan seslere kayıtsız kalmak inanılmaz derecede zor geliyor bana. Bu kurabiyleri sevgili İrem'in doğum günü için yapmıştım. Benim için hayli uğraştıcı, zaman alıcı ve yorucu bir çalışma olmuştu. Ancak, hem süsleyip hediye olarak verirkenki sevincini, hem de arkadaşlarıyla paylaşmaya kıyarak büyük bir iştahla yediklerini görünce tüm yorgunluğum yerini büyük bir mutluluğa vermişti. Şeker hamurunu yaparken zor zorlandım. Tarifler bana hep fazla fazla geldi. İçerisindeki margarin oranlarından epey korktum. Ben de tariflerden yola çıkarak kendi şeker hamurumu oluşturdum. Tarif basit: Markatlerde satılan pufidik şekerlerden alıp, eritip, pudra şekeri ve nişastayla yoğurmak. Ben sadece pembe ve beyaz kullandım. Çıkan sonuçtan ise ben ufaklıklar, hem de onları mutlu gören ben memnun kaldım.


Malzemeler:
  • 250 gr margarin
  • 4,5 su bardağı un
  • 2 adet yumurta
  • 2 su bardağı şeker
  • Limon aroması (Dr, oetker)
  • 2 paket biri pembe, biri beyaz şeker
  • 2 su bardağı nişasta
  • 1 su bardağı pudra şekeri
Hazırlanışı:

Kurabiyeyi klasik hamur şeklnde hazırlayıp çeşitli şekller vererek pişirin. Ben o gün kurabiye kalıplarımı bulamamıştım ve klasik olarak yuvarlayıp mantar temalı hazırlamıştım kurabiyelerimi. Üzerine ise şeker hazmurunu yapıp, pembe olanını yuvarlak açıp, üzerine beyaz hamurdan puantiyeler yapıp yine yuvarlak kesmiştim. Sonra soğuyan kurabiyeler bal yardımıyla şeker hamurlarını sürüp yapıştırdım.

Dikkat etmeniz gereken nokta, şeker hamurunu nişasta yardımıyla açın. Daha verimli bir sonuç alırsınız. Ben artan hamurdan "irem" yazmıştım. Bunun yanısıra da kalp şeklinde de kurabiyeler çıkarmıştım. Artan beyaz şekeri de ekleyince çocuklar için tam bir ziyafet olmuştu.



Hediye paketi yapıp süslemek de size kalmış. Ben hediye paketimi de kendim yaptım. Kurabiyeleri düz bir servis tabağına dizip hediye paketi olarak kapattım. Yumuşamasınlar diye de üzerini sıkıca jelatin kağıtla kapladım. sonra da hediye paketini rengarenk sticker taşlı boncuklarla süsledim.



Hediyesini alan İrem, gözlerini faltaşı gibi açıp, pastası kesilmeden bir an önce kurabiyelerin tadına bakmak istedi. Ecrin ise artan beyaz şekerleri, "beyaz lokum, beyaz lokum" diye diye mideye indirdi.

Bu kadar zahmet ise sadece bu iki miniği mutlu etmeye yetti...

Bu da mutlu bir doğum günü masalıydı...

Cherry Domatesli, Hellim Peynirli Tart

Daha önce yaptığım tuzlu tart denemelerimin ardından uzun süredir cafefernando. com sitesinden görüp ayıla bayıla baktığım bir tarife geldi sıra. Oruçluyken yapımını oldukça uzun süreye yaydım ve iftarla birlikte bu eşsiz lezzete kavuşabildim.

Biberiyeyi ne kadar sevdiğimi söylememe gerek yok çünkü artık bütün yemeklerimde kullanıyorum. Benim cömert saksım da biberiyeyi ben koparttıkça daha da büyütür hale geldi. Ben tariften sadece tart hamurunu birebir tuttum. Onun dışında içeriğini kendim oluşturdum. Bu eşsiz tarif için hadi siz de kolları sıvayın bakalım...


Malzemeler:
Hamur için:

  • 1-1/5 su bardağı un
  • 150 gr tereyağı (soğuk ve küp küp dilimlenmiş)
  • 2 çorba kaşığı buz gibi su
  • 1 çay kaşığı tuz
İç harcı için:
  • yarım su bardağı beyaz peynir
  • 1 su bardağı hellim peyniri (rendelenmiş)
  • 15-20 tane cherry domates
  • 2 yemek kaşığı sızma zeytin yağı
  • biberiye, karabiber
  • domateslerin üzeri için keş rendesi
  • biraz kaşar peyniri rendesi
Hazırlanışı:

Öncelikle un ve tuzumuzu harmanlayıp içerisine küp küp doğrayıp soğuttuğumuz tereyağını ekleyip yoğuruyoruz. Hemen ardından sularını ekleyip hamurumuzu bir poşete atıp buzdolabından en az 1 saat dinlendiriyoruz. 


Dinlenen hamuru yağladığımız tart kalıbına koyup el yardımıyla açıyoruz. sonra önce beyaz peyniri, ardından rendelenmiş hellim peynirini hamurun üzerine ekliyoruz. sonra cherry domateslerini dizip üzerlerine biraz tuz döküp, keşleri rendeliyoruz. Sonra karabiber, zeytin yağı ve son olarak da taze biberiyeyi ekleyip önceden ısıttığımız fırında 40 dakika pişiriyoruz. Fırından çıkartmadan önce üzerine isteğe bağlı olarak kaşar peyniri rendeleyip ılık olarak servis yapıyoruz.



Siz de taze baharatlarla tartınızı çeşitlendirebilirsiniz. Benim için oldukça lezzetli bir seçenekti bu tart. Siz de sofralarınızda farklı lezzetler arıyorsanız, bu eşsiz tartı kaçırmayın.

Mutlu haftalar...

Peynirli Börek


Günler öyle hızlı geçiyor ki, saate bakınca sadece 11:30 ve 16:45'leri görüyorum. Ne zaman öğlen oldu, ne vakit gün akşam oldu anlamıyorum. Bunun etkisinde, her sabah giyinirken "Allah'ım ne olur akşam bir an önce olsun! Hatta gözlerimi kapatıp açayım ve akşam olmuş olsun!" diye içten yaptığım duaların etkisi nedir bilemem. Mevsim artık iyice kendini hissettirir oldu. Her ne kadar hala gök gürlese de yine yaz geldi artık.

Amasrayı anlattım, Safranboluyu da ama oradan aldığım lezzetli şeylerden bahsetmeye hiç fırsatım olmadı. Neler mi aldım? Manda yoğurdu, tazecik inek peyniri, şifalı kırk kilit otu, mis gibi çilek, safranlı lokum, bağlar gazozu ve daha nicesi. Manda yoğurdu azıcık ağırdı. Ama peynire laf yok.

Bu peynir öyle marketten aldığınız peynirlere benzemiyor. Sapsarı rengiyle, mis gibi kokusuyla, Amasra pazarından aldığım peynirle yaptığım bir börek bu. Lafı fazla uzatmadan tarife geçelim.



Bildiğiniz malzemelerle yapılan oldukça pratik bir tarif. O sebeple uzun uzun tarif vermeyeceğim. 3 Adet yufka, biraz süt, yoğurt ve yumurta, içi içinse peynir ve maydanoz. Gerisi size kalmış.

Haftasonu geldi yine, eve gidip kendimi çimenlerin  içine ormana atmak istiyorum. Gerçi bu gün öğle tatilinde ormanda yürüyüş yaparken soğuk bir süprizle karşılaştık. Uzun zamandır böyle korktuğumu hatırlamıyorum. Tempolu tempolu yürürken az daha güneşlenen bir yılanın üzerine basıyorduk. Ben ondan o da benden korktu, nihayetinde ise her ikimiz de farklı istikametlere doğru hızla arkamıza bakmadan yol aldık. Yılanla ilgili kötü bir anım var, küçük büyük farketmez adı bile yeter benim için.

Yaşasın tatil deyip, yarın sabah böyle bir kahvaltıyla güne başlamak istiyorum.


Mutlu tatiller...

Mantı


Uzun zamandır evde mantı denemek istiyordum. Hani öyle pek de mantı düşkünü olduğum söylenemez ama merak işte. İnternetten yaptığım araştırmalar sonucu girdim mutfağa. Aldığım tarifle ortaya harika bir hamur çıktı. İç harcını ise kendi damak tadıma uygun olarak hazırladım. Minicik minicik kapatmak benim işim değilmiş, onu da anlamış oldum ilk denememde. Ben de aldım merdanemi elime başladım kendimce mantımı hazırlamaya.


Malzemeler:


Hamur için:

  • 3 su bardağı un
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı su
  • tuz
İç harcı için:
  • 250 gr kıyma
  • 2 adet soğan
  • tuz, karabiber ve pul biber
Üzeri için:


  • 1 kase süzme yoğurt
  • 2 diş sarımsak
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
Hazırlanışı:

Önce hamuru hazırlayıp yarım saat kadar dinlendiriyoruz. Hamur dinlenirken kıymalı harcı hazırlayıp ılımaya bırakıyoruz. Sonra hamuru ceviz büyüklüğünde parçalara ayırıp, merdane yardımıyla açıp, harcını ekleyip kapatıyoruz ve tuzlu kaynar suda haşlıyoruz. Haşladığımız mantıların üzerine sarımsaklı yoğurt döküp, tereyağında kavurduğumuz domates salçasını döküp servis yapıyoruz.


Dumanı üzerine mantılarım...İlk başta küçük yaptıklarım da var.





Mantı tamamıyla bana uzak bir tarif ama hazır alıp yemektense sene de bir defa kendim yapmayı tercih ediyorum. Uzmanı olmadığım bir konuda da öyle detaylı bir tarif veremedim maalesef. Ama lezzetinden eminim. 

Herkese mutlu haftalar dilerim...

Kremalı Mozaik Pasta


Sabah kahvaltının ardından sokağa bakmak için perdeyi aralayınca karşılaştım onunla. Evimizin önündeki servi ağacının kuru dallarının en tepesinde kurulmuştu bu sevimli karga. Hemen koştum fotoğraf makinesine ve çekmeye başladık, biz çektikçe o da bize poz veriyordu sanki. Sonra diğerini fark etmemiz hiç de geç olmadı. Sakince güneşin ve mavi gökyüzünün tadını çıkartıyorlardı.



Günün sultanları onlar oldu.

Malum kışı biraz kilolu tamamladık ama canımız da pasta kek çekiyor. Ben de olabildiğince hafif lezzetli yapmaya çalışıyorum. geçen gün de canım bisküvili pasta istedi. Ben de bir paket hazır puding ve 3 paket bisküvi ile, işin içine biraz da krema katarak pastamı tamamladım.Kakaolu puding ve kakaolu bisküvi kullandım. Bu klasik tarifi hepinizi bildiğiniz için yeniden vermeyi düşünmüyorum. Ben 5 kat bisküvi kullandım. Üzerine ise birazcık krema döküp bir kürdan yardımıyla dağıttım. Hem görsel bir şölen oldu., hem de Mehmet Yaşin'in deyimiyle damağımız şenlendi.




Alman Pastası


Bahar hala gelmedi maalesef buralara. Sabah uyanıp ilk iş olarak perdeyi aralayıp dışarıya bakıyorum ve beni bir sürpriz karşılıyor. Kar...

İri taneli taneli yağdı bu sabah yine kar. Üşümekten yoruldum artık, sağ da solda çiçekler açsın ağaçlar yapraklansın istiyorum.

İsteklerim sadece baharın gelmesine yönelik değil elbette. İçimdeki aşkın, sevginin hiç solmamasını istiyorum.
Bu kardan adam kadar neşeli olmak ve üşümemek istiyorum.
Bu günlük bu kadar istek yeter.

sıra geldi nefis bir pasta tarifi paylaşmaya. Alman pastası deyince benim aklıma profiterol gelirdi hep. Ama bir arkadaşım beyaz kek ve beyaz krema diye tarif edince, aradığım zaman telefonu "Yengecim!" diye açan sese ben olduğumu nereden anladın diye sorup da "ben artık okuyorum yengecim" diyen bir şirine de olunca kollar sıvandı ve koşuldu mutfağa.

Canım İrem'e okumayı öğrendiği için ödül olarak yaptım bu pastayı. Açıkçası ben çok beğendim ve sanırım bolca da yapacağım hem hafif hem de çok lezzetli bir pasta bu.

Malzemeler:
Kek için: 
  • 3 çay bardağı elenmiş un
  • 2 adet yumurta
  • 50 gr eritilmiş margarin
  • 1 çay bardağı süt-yoğurt karışımı
  • 1 çay bardağı toz şeker
Krema için:
  • 2 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı un
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 1 paket vanilya
  • 1 yemek kaşığı margarin
Ara kat için:
  • 1'er adet muz, kivi, portakal (küp küp doğranmış)
Üzeri için:
  • Pudra şekeri
Hazırlanışı:
Öncelikle kek malzemelerini karıştırıp kekimizi hazırlayıp önceden ısıttığımız fırında pişmeye bırakıyoruz.

Sonra Meyvelerimizi küp küp doğrayıp buzdolabına kaldırıyoruz ki sularını bırakmasınlar. Margarin ve vanilya haricindeki malzemelerle kremamızı hazırlayıp ocaktan indirip vanilya ve margarini ekleyip 15 dakika kadar çırpıyoruz.

Kek pişince bir bıçak yardımıyla ortadan ikiye kesip arasına önce kremayı 


sonra da meyveleri

ekleyip keki kapatıyoruz. 

Son olarak da pudra çekeriyle süsleyip dolapta bekletip servise hazır hale getiriyoruz.

Minik Ecrin tabağın kenarında kalan pudra şekerini önce parmaklarıyla yalamaya başladı. Sonra pastayı kesmek için fanusu açtık bıçak alıp arkamı dönünce bir de ne göreyim bizim ecrin o minicik parmaklarıyla bu sefer de pastanın üzerindeki pudra şekerini yalamaya başlamış:))

Yemeye başladıktan sonra anladım ki bu pasta başka hiç bir keke benzemiyor. Çoğu tariflerde kremanın üzerinde meyve yoktu ve bana pasta öyle çok kuru gelmişti. Ben de meyveyle pastayı buluşturdum.Sonuç ise herkesin damağını şenlendirdi.

Mutlu bir hafta geçirmeniz dileğimle...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...