Sayfalar

Bu Blogda Ara

sebze yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sebze yemekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kabak Çiçeği Dolması


Geçen haftalarda annem bizdeyken ev bakmaya gitmiştik. Bakacağımız ev yoldan biraz sapa kaldığı için yürümeye başladık. Yürürken annem, buğday başaklarına benzer bitkileri gösterip, "kızım bak bunlar yokluk buğdayıymış, eskiden dedenler bunları toplayıp un yaparlarmış..." diye anlatmaya başlayınca, aklımda hemen  "şükür" nidaları yükseliverdi.

Kabak çiçeği de yokluk zamanlarının uydurma yemeği midir bilmem ama, işe espriyle yaklaşacak olursak yokluk bazen de iyi şeylere sebep olabiliyormuş demek geçmiyor değil içimden. Kökeni için farklı söylentiler olsa da Ege mutfağının en lezzetli yemeğidir kabak çiçeği dolması. Hem de öyle lezzetlidir ki, kabağın üstüne yükletilen bütün kötü unvanları unufak edebilir. Tecrübeyle sabittir!


Pazar günü sabah yataktan kalkar kalkmaz kendimizi pazara attık. Yazın gelmesiyle birlikte pazar artık daha renkli bir hale geldi. Uykusu açılmamış adımlarken pazarı bir anda çıktı karşıma kabak çiçeği. Daha fazla naylon poşette güneş altında kalıp küsmelerine gönlüm razı olmadı, hemen aldım senenin ilk çiçeğini. Maksat kabak üzerine söylenmiş tüm kötü sözleri unutturmak, maksat kabağın etinden sütünden faydalanmak?

Ufak araştırmalardan sonra ilk deneyim için kolları sıvadım. Görüntüsü bile nasıl da etkileyici öyle değil mi?


Malzemeler:
  • 30 adet kabak çiçeği
  • 1 su bardağı pirinç
  • 2 büyük boy sağan
  • yarım demet maydanoz
  • yarım demet taze nane
  • yarım demet dereotu
  • yarım çay bardağı kuşüzümü
  • yarım çay bardağı dolmalık fıstık
  • 1 çay kaşığı kimyon, yeni bahar, karabiber, toz biber
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • isteğe bağlı bir çimdik tarçın
  • zeytinyağı
Hazırlanışı: 
Önce kabak çiçeklerini soğuk suya ıslayıp, içlerindeki polenli kısımlarını çıkartıyoruz. Çiçekleri yıkarken başaşağı yıkayın ki şekilleri bozulmasın. Daha sonra dolma içimizi hazırlıyoruz. Önce soğanları ve fıstıkları kavurup pirinci ekliyoruz. Sonra tüm baharatları ekliyoruz. Ocaktan indirdikten sonra tüm yeşilliklerini  ekleyip ılımaya bırakıyoruz. Hazırladığınız iç harcı muhakkak ılındırın yoksa çiçekleriniz zarar görebilir. Sıra geldi çiçekleri doldurmaya. Çiçeklerin içine bir çay kaşığından biraz fazla iç harçla doldurup tencereye dizin. Doldurma işlemi bittikten sonra üzerine bir su bardağı su ekleyip en küçük ateşte, kısık ateşte pişmeye bırakın. Dolmalarınızı ılık olarak servis yapın. İşin püf noktası en küçük ocakta, kısık ateşte pişirmek. 

Dipnot: Ilık olarak, üzerine limon sıkılarak, semizotlu cacık eşliğinde tüketilmesi tavsiye edilir!

Afiyetle...



Enginar Kalbi


Bahçelerde enginar çıktı çıkalı, midemizden önce karaciğerlerimiz bayram etmeye başladı. Yok ben enginar yemem, yiyemem diyenlerdenseniz eğer, bu kıymetli sebze için yeterli çabayı göstermiyorsunuz demektir. Bizim evde de aynı homurtular dolaşmaya başlayınca, paraya kıyıp tazecik enginarları da alınca mutfakta olaylar şöyle gelişmeye başladı:

Önce körpe enginarlar itinayla soyuldu, kararmamaları için tuzlu unlu suya ıslandı, körpecik bir kaç yaprak kemirildi...

Ardından derin bir tencerenin içine 2 su bardağı su, bir limon suyu, birazcık tuz ekleyip, enginarlar pişmeye bırakıldı...

Enginarlar pişe dursun deyip açtım buzdolabının kapısını. Bir paket mantar gözüme çarptı hemen, sonra enginarı muhakkak mantarlı bir pilavla buluşturmalıyım dedim. Taze soğanları, zeytinyağında şöyle bir çevirip içine irice doğradığım mantarları ekledim. Biraz soteledikten sonra pirinçi, tuz ve karabiberi ekledim. Kısık ateşte bir pilav demledim. Demini almak üzere olan pilavıma bir yemek kaşığı kaymak ekleyip, lezzetine lezzet kattım. Aslında pilav pilavlıktan çıkıp çoktan risottoya doğru yola çıkmıştı ama o benim için mantarlı bir pilavdı. Bundan kendisinin de haberi yoktu?

İşin en kolay tarafı ise enginar çanaklarıma bu nefis pilavı doldurmak, biraz da incecik kıydığım dereotu ve maydanozla süslemek oldu. Bu nefis lezzete annemin elleriyle mayaladığı yağlı yoğurdu eşlik etti.

Evdeki "enginar mı??" homurtularına kulak asmayın, enginar yeme azminden şaşmayın...

Sevgiler, musmutlu hafta sonları...

Kabak Tadı: Mücver


Yazın gelmesine siz de benim kadar sevinenlerdenseniz eğer, parmağınızı kaldırıp bir yehhuu çekin. Çünkü yazla birlikte sebzelerin bence en güzellerine kavuşmuş oluyoruz. Önce patlıcan, sonra kabak, pembe domatesler, çıtır çıtır biberler... Kış sebzeleriyle yemek yapma uğraşı kabak tadı vermişken, pazardan alıp geldiğim bu körpecik kabaklarla yaptığım mücver kabak tadı vermiyor hiç. 

Kabak tadı vermek deyimiyle kabağa haksızlık edildiğini düşünürüm hep. Kabak tadı veren haberler, kabak tadı veren magazinel olaylar, kabak tadı veren insanlar... Bizi kızdıran, bizi usandıran herşeye kabak tadı verdi deyip geçiyoruz. Mücverden bir ısırık aldıktan sonra ağzınıza yayılan kabak tadını nasıl açıklarsınız peki? Her gün yeseniz bıkar mısınız? (cık:)



Şimdi vereceğim tarif kabak tadı verme deyiminin sizde oluşturduğu tüm kötü izlenimleri kökten yok edecek. Garanti veriyorum bu tariften sonra hayata pembe gözlüklerle bakacak ve her birinizin içinde bir Pollyanna uyanacak. Hadi bakalım Pollyannalar herkesi bu masal için mutfağa davet ediyorum.

Mücver için gramlı bardaklı ölçülerim yok. Elinizdeki tüm kabakları rendenin iri tarafıyla rendeleyin. Ben 1 kilo kabak kullandım. Rendelenen kabakların suyunu sıkın ve diğer malzemelerinizi hazırlayın. Birer demet  taze soğan, maydanoz ve dereotunu incecik kıyın. Kabakların üzerine ince ince kıydığınız yeşillikleri, baharatlarını, 1 yumurtayı, 3 yemek kaşığı unu ve 2 dilim beyaz peyniri ekleyip yoğurun. Kızgın yağda her iki tarafı da kızarana dek kızartın. Ilık olarak kaymaklı tava yoğurdu eşliğinde servis yapın.

Uzun süren kış sonrası kabak tadı veren kış yemeklerinin ardından fresh bir lezzetle mutlu haftalar diliyorum...

Organik Mutfak: Sarıot ve Kuşkonmaz


Bundan 6-7 ay önce olsa, kış mevsimi girince eyvah şimdi ne pişireceğim naraları atar, çoğu zaman da bahane olarak yorgunluğu ekler mutfağa girmek istemezdim. 

Bundan 6-7 ay önce olsa, lapa lapa yağan kar yüzünden üşümekten korkar, buz tutmuş yollarda kaymaktan ürker, amann nasılsa seçtirmiyorlar deyip market yollarını tutar, orada tazeliğini yitirmiş meyve ve sebzeleri doldurur gelirdim eve.

Bundan 6-7 ay önce olsa, koklarken misi gibi çilek kokan ama yemek için yıkadığımda o nefes kesen kokudan eser kalmayan çilek görünümlü ekşi meyveleri dişlerdim...

Oysa ben envai çeşit tazecik sebze ve meyvelerle, dalından kendimin koparttığı ürünlerle geçirdim bu kışı. Yine mutfağa girmek istemediğim zamanlar oldu elbet ama onlar da tamamen şımarıklıktandı. Son zamanlarda  pazar günleri  ve evimin dibinde pazar günleri kurulan cıvıl cıvıl pazarın gelmesini dört gözle bekler oldum. Isırınca suratıma sularını sıçratan turpları, çıtır çıtır marulları, körpecik kerevizleri, aromatik otları...

Tamam tamam kimseler kıskanmasın, ben sözü biraz da fotoğraflar bırakmak istiyorum.

 Sırasıyla, sarıot, turp, kuşkonmaz, pazı...



Şimdi size kısaca tarifi vermek istiyorum. Sarı otları ve kuşkonmazları ayıklayıp yıkayın. Bir baş iri soğanı küp küp doğrayıp zeytin yağında çevirin. Hemen ardından kuşkonmazları soğanlara ekleyin. Biraz kavurduktan sonra doğradığımız sarıotu ekleyip suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Otun üzerine bir miktar tereyağı bırakıp yağlar eriyince göz göz açtığımız ota yumurtaları kırıp kapağını kapatıp bekliyoruz. Son olarak da üzerine pul biberi ve tuzu serpip sıcak olarak servis ediyoruz.

Her şey bu kadar taze, her şey bu kadar körpe, her şey bu kadar lezzetli olunca ben de mutfağa keyifle giriyorum. Biraz Ege'den biraz Akdeniz'den esinlenip sıcak yuvamı bu lezzetlerle dolduruyorum.


Hayatınızdaki renklerin ve lezzetlerin bu kadar canlı kalması dileklerimle...


Karnıyarık

yazın da gelmesiyle birlikte patlıcan sofralarımızda birden baş tacı oluverdi. Kimi zaman bifteklerin altında beğendi, kimi zamansa sarımsaklı domates soslu musakka oluverdi. Bazen közleyip sadece sarımsaklı yoğurt ve tereyağla buluşturduk patlıcanı, bazen ise karını yarıverdik...

Benim için bulunmaz bir lezzet, sebzelerin en güzelidir patlıcan. Bu sebeple bolca kullanırım patlıcanı. Bu gün paylaşacağım tarif ise ise patlıcanın en güzel hallerinden biri.


Malzemeler:
  • 4 tane bostan patlıcanı
  • 250 gr kıyma
  • 4 adet domates
  • 1 adet soğan
  • 1 adet biber
  • 2 diş sarımsak
  • tuz, karabiber
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası
  • üzeri için kaşar peyniri rendesi
Hazırlanışı:

Ben bostan patlıcanı kullanmayı tercih ettim, çünkü karnı yarığımın içinin daha geniş olmasını istedim. Bu sebeple karnı yarıkları alacalı soyup, ortadan ikiye ayırıp kızarttım. Sonra önce soğan ve biberleri küp küp doğrayıp kavurmaya başladım, hemen ardından kıymayı ekleyip güzelce kavurdum. Son olarak rendelediğim domatesleri, salçayı ve sarımsakları ekledim, ocaktan indirip tuz baharatını ekleyip, kızarttığım ve içlerini yardığım patlıcanları doldurdum. Önceden ısıttığım fırına sürüp, 20 dakika kadar pişirdim, fırından çıkartmadan önce kaşar peynirini ilave edip pul biberle süsledim. Sıcak olarak servis ettim.



Siz de eğer benim gibi bir patlıcan tutkunuysanız karnı yarığı bir de bostan patlıcanıyla deneyin derim.

Mutlu haftalar...

Tandır Usulü Beğendili Et

Bir önceki yazımda anlatmıştım, bu ayın en sevdiğim taraflarından biride dostlara sofralar kurmak. İşte hafta sonu eşimin kardeşini davet ettik. Böylelikle de ilk soframızı kurmuş olduk. Bu hafta sonu iki masa kurduk ama maalesef birini fotoğraflama şansım olmadı.

İki tane melekleriyle gelerek zaten evimiz şenlenmişti, sonrasında ise uzun bir yemek, o balkon senin bu balkon benim sahura kadar süren muhabbetler... Sevgili İrem'in hayalini gerçekleştirmek için sahura kadar oturduk ve sahuru birlikte yaptık. Onun keyfi ise apayrıydı. Tabi herkesin bir gözü uyuyordu...


Ne ikram ettiğime gelecek olursak:

  • Nohutlu Yayla Çorbası
  • Mantı
  • Tavuklu Sezar Salatası
  • Nohutlu Pilav
  • Beğendili Et
  • Patlıcan Sos
  • Meyve 
  • İftar Tabağı
  • Haşhaşlı İrmik Tatlısı
Çoğunu zaten sofralarınızdan biliyorsunuzdur ama özellikle tarif isteyen olursa verebilirim.
Ben bu gün sadece beğendili etin tarifini vereceğim.

Malzemeler:
  • 1 kg dana eti, sinirsiz ve yağsız
  • tuz, karabiber
  • 2 diş sarımsak
  • tereyağı
Beğendi için:
  • 2 su bardağı süt
  • 3 çorba kaşığı un
  • 3 çorba kaşığı tereyağı
  • 3 adet patlıcan, çekirdeksiz
  • 1 çay bardağı kaşar peyniri
  • Yarım muskat rendesi
Hazırlanışı:

Öncelikle + işareti oluşturacak şekilde iki adet yağlı kağıdı bir tepsinin içine yerleştirelim. Sonra etlerin bir kısmını dizelim tuz ve karabiber ekleyip, rastgele sarımsak ve tereyağ parçalarını dizelim. Sonra kalan etleri tekrar üstlerine dizip aynı işlemi onlar için de uygulayalım.Hava almayacak şekilde kapatıp 4 saat 150 derece fırında pişirelim. Sonra ise beğendisini hazırlayıp sıcak olarak servis yapalım. Beğendiyi daha önce anlatmıştım. Aslında et yemekleri için vazgeçilmez bir lezzet. Ama bence iyi bir beğendi için muhakkak muskata ihtiyacınız var. Bir de patlıcanların kesinlikle çekirdeksiz olması gerekiyor.

Geriye ise bu eşsiz lezzeti yemek düşüyor. Aslında eşim dışarıda tandır yaptırmak istiyordu ancak bu şekilde ben de aynı sonuca ulaştım. Karabiber, sarımsak ve tereyağı ete apayrı bir lezzet vermeye yetti de arttı bile.


Biz çok keyifli saatler geçirdik soframızda, darısı kocaman kocaman ailelerin başına...

Mutlu haftalar...

İmam Bayıldı

Yaz mevsimi gelse de patlıcanlar tabaklara gelse diye beklerim ben. Şöyle sarımsaklı yoğurt eşliğinde kızartması mı desem, yoksa domates soslu patlıcan mı? Beğendili kebap mı, yoksa közlenmiş salatası mı?

Patlıcanı çok seven birisi olarak her çeşidini çok seviyorum. Yazları annem denize giderken bir tencere imam bayıldı yapardı muhakkak. Üzeri maydanozla örtülmüş, sarımsaklı domates soslu, nar gibi kızarmış bir tencere imam bayıldı. Düşününce fark ettim ki ben hiç imam bayıldı yapmadım bu güne kadar. Annemin yapıp da benim ayıla bayıla yediğim bu yemeği bir de kendim pişirmek istedim.


Malzemeler:
  • 5 adet patlıcan
  • 2 adet büyük boy soğan
  • 5 adet çarliston biber
  • 5 diş sarımsak
  • bolca domates
  • 1 adet küp şeker
  • üzeri için maydanoz
Hazırlanışı:

Ben patlıcanlarımı uzun dilimler halinde kızarttım daha pratik olduğum için. Patlıcanları alacalı soyup uzun uzun dilimleyin ve kızartın. Sonra bir tavaya irice doğradığımız soğanları, sarımsakları ve biberleri atıp kavurun, Domateslerin kabuklarını soyup küp küp doğrayın ve soğanlara ekleyin.son olarak da şekerini ekleyip pişirin. Kızarttığımız patlıcanları tencereye dizip, içlerini harçla doldurun. Artan harcı da tencereye döküp, düşük ısıda 20 dakika pişirin. ılık olarak servis yapın...


Yaz geldiği için bol patlıcanlı tarifleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Eğer siz de benim gibi bir patlıcan severseniz beni izlemeye devam edin.

Mutlu Haftalar...

Lahana Sarması


Güneş nihayet yüzünü gösterdi ve nihayet kar durdu. Biz de kendimizi attık sokaklara. Bol bol gezdik. Henüz karlar erimediği için eşimle baş başa bir piknik yaptık. Boş kalan saksılarıma yeni yeni menekşeler diktim. Annemin getirdiği ve diktiğimiz biberiyeme bakım yaptım. Orkidem için yosunlu ağaç kabukları, taşlar topladım. Sonucunu da hemencecik aldım. En kısa zamanda yepyeni sürgünler veren orkidemin fotoğraflarını paylaşacağım.

Şimdi gelelim bu gün ki tarifimize. Herkesin çok sevdiği bir tarif paylaşacağım bu gün sizlerle. Bir sabah erkenden uyanınca, komşular rahatsız olmasın deyip, temizlik yapmayı geç bir saate erteleyip sıvadım kolları. Koca lahanayı ayıkladım, yıkadım haşladım. Hemen ardından da bol kıymalı bir harç hazırladım. Lahanayı sarmaya çok üşeniyorum ama yemeye doyamıyorum. Annem de uzaklarda olunca iş başa düştü.

Malzemeler:
  • 1 adet lahana
  • 1,5 su bardağı pirinç
  • 1 demet maydanoz
  • yarım demet dereotu
  • 250 gr kıyma
  • 2 ortaboy soğan
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı tuz, karabiber, kimyon, yenibahar, pulbiber
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • üzeri için limon
Hazırlanışı:
Önce lahanayı ayıklayıp, haşlama suyuna batırıyoruz. Çok haşlanmadan çıkartıp sarmaya hazır halde bekletiyoruz. Sonra küp küp doğradığımız soğanlarımızı yağda kavurmaya başlıyoruz. Kıymayı ekleyip pişiriyoruz. pirinçleri de ekleyip biraz kavurduktan sonra ocaktan indiriyoruz. Maydanoz, dereotu ve tüm baharatları ekleyip harcımızı güzelce harmanlıyoruz ve sarmaya başlıyoruz. Sardığımız lahanaların üzerine 1 su bardağı kaynar suda erittiğimiz domates salçası ve zeytin yağını ekleyip kısık ateşte pişiriyoruz. Üzerine ben limon dilimledim, eğer seviyorsanız siz de dilimleyin.
Afiyetle....

Portakallı Kereviz

Bu gün hafifletici, ferah bir lezzetle buluşturacağım sizi. Yasemin kokulu pirincin portakalla buluşmasının hikayesi olacak bu tarif.

tarifi hafta sonu Arda'nın Mutfağı'nda izledim. Akşam da alışverişe çıkınca kereviz ve portakal alıp girdim mutfağa. Pişirmeye başlayınca mutfağı dolduran kokulara bayıldım. Portakalın aroması, kerevizin kokusu, yasemin pirincinin kokusu, yeşillikler... Daha ne isteyebilirdim ki.

Malzemeler:
  • 3 tane portakal (birinin kabuğunu beyaz yerinden ayrı olarak soyup küp küp doğarayacağız pilan için, 3 ünün de suyunu sıkıp kullanacağız)
  • yarım demet dereotu
  • 1 su bardağı yasemin pirinci
  • yarım demet taze soğan
  • 2 tane kuru soğan
  • 2 adet büyük boy kereviz
Hazırlanışı:

Önce kerevizleri saplarından ayırıp, köklerini soyup ortadan ikiye ayırıyoruz. Kerevizlerin içlerini pilavla dolduracak kadar oyup, oyduğumuz kerevizleri atmayıp ayırıyoruz. Sonra geniş bir tencereye kerevizleri enginar dizer gibi dizip pişmeye bırakıyoruz. Kerevizlerimiz haşlanırken pilavımızı hazırlamaya başlıyoruz. Soğanın bir tanesini küp küp doğrayıp tencereye atıyoruz ve kavurmaya başlıyoruz. Kavrulan soğanların içine kerevizlerin saplarından, portakal kabuğundan ekleyip iyice kavuruyoruz. Son olarak pirincimizi ve su ekleyip pişmeye bırakıyoruz. Pişen pilava incecik doğradığımız dereotu ve taze soğanın yeşil yapraklarını ekleyip demlenmeye bırakıyoruz. 

Haşlanan kerevizleri başka bir kaba alıp, tencereye küp küp doğradığımız soğanları atıp kavurmaya başlıyoruz. Yarım tatlı kaşığı unu soğanlara ekleyip birazcık karamelize olmasını bekliyoruz. Sonra portakala suyunu ekleyip kıvamlı bir sos elde ediyoruz. Bu sosun üzerine kerevizleri oturtup, içlerini pilavla doldurup 15 dakika kadar pişiriyoruz. Ilık olarak servis ediyoruz.


Yerken öyle hafif bir lezzet ki oh be diyeceksiniz. Daha önce kerevizin sadece sapını, onu da turşusunu, yiyen birisi iken bu yıl kerevizin nasıl bir cevher olduğunu keşfettim. İlerleyen zamanlarda oyduğumuz kerevizlerin içinden yapılan harika bir salata tarifi de vereceğim. Bir de kuzu etli terbiyeli kereviz tarifim var. Hepsinden de harika sonuçlar elde ettim.

Siz de portakallı, bol aromalı bu tarifi denemek istiyorsanız, hadi  durmayın, doğru mutfağa...

Güneş gelsin artık, çıksın saklandığı yerden:(

Sebzeli Köfte


Buralara ilk kar düştü, dağlarımızın tepeleri kırardı. Hava epey soğudu, yapraklar sararıp döküldü. Sonbahar yüzünü kışa çevirdi. Dört mevsimin tüm güzelliğini burada yaşamak mümkün. Onun için çok seviyorum burayı. Kışsa gerçekten soğuk, baharsa yeşil...

Bu sıralar evimizde doğal gaz problemi yaşıyoruz ve ısınma konusunda sıkıntı çekiyoruz. Allah dışarıda kalanlara, evsiz yurtsuz olanlara yardımcı olsun. Üşüdükçe benden daha kötü hallerdekileri düşünüyorum. Böylelikle halimize şükretmek için bir fırsatımız daha oluyor.

Ev soğuk olunca yemek yaparken de kolaya kaçmayı tercih ediyorum. Soğuk beniz biraz tembelleştirdi.
Ne pişireyim derken aklıma kebap yapmak geldi, ama şişlere etleri hazırlamaktan üşendim, patates ve domatesle birlikte yemeği sebzeli köfteye dönüştürdüm. İyi ki de öyle yapmıştım, severek yedik.

Malzemeler:
  • 500 gr kıyma
  • tuz, karabiber, kimyon,soğan ve sarımsaklı karışık baharat
  • 3 adet patates
  • 2 adet domates
  • patates için köri
Hazırlanışı:

Kıymanın içine baharatları ekleyip bütünleşinceye kadar yoğuruyoruz ve ceviz büyüklüğünde top köfteler hazırlıyoruz. Patateslerimizi elma dilimleyip, köriyle soslandırıp önceden ısıttığımız fırında hafif kızarana kadar pişiriyoruz. Sonra üzerine köftelerimizi ve yine elma dilimlediğimiz domateslerimizi ekleyip pişiriyoruz.

Afiyet olsun.

Mezeci

Ramazan ayıyla birlikte büyük sofralar kurulmaya başladı. Benim bu yıl ki tercihim meze ağırlıklı sofralar oldu. Az ama bol meze çeşitleriyle sofralarım daha bir lezzetli hale geldi. İşte size birbirinden farklı meze çeşitleri:

BİBERLİ MANTAR DOLMA




Malzemeler:

  • 1 kg mantar
  • 2 adet kırmızı biber
  • 2 diş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı
  • 1 su bardağı kaşar peyniri
  • tuz, karabiber
Hazırlanışı:
Mantarlar temizlenir saplarından ayrılır. Kararmaması için limonlu suya bırakılır. Biberler ve sarımsaklar küp küp doğranır. Tepsiye dizilen mantarların içerisine önce tuz ve karabiber serpilir ardından biberli ve sarımsaklı karışımla mantarların içi doldurulur. Son olarak üstlerine tereyağı paylaştırılır. Ben saplarını atmadım ince ince doğradım ve pişirdim.Son 5 dakikada da kaşar peynirini ekledim ve üzeri kızarıncaya kadar bekledim. Biz tadına doyamadık bakalım siz beğenecek misiniz?



KARIŞIK KIZARTMA


Bu aslında oldukça bilindik bir lezzet. Patatesler ve patlıcanlar küp küp, biberler ise jülyen doğranıp kızartılır. bir kasede sarımsaklı yoğurt hazırlanır. Yoğurda biraz mayonez eklenir. kızartmalarla karıştırılır. "dadından yinmez". Memleket esintisi olsun istedim.

BRUŞETTA


İnternette türlü türlü tarifleri var ama en pratik olanı bu sanırım. Domatesleri küp küp doğruyoruz. Kaşar peynirlerini de aynı şekilde doğradıktan sonra zeytin yağı ve tuzunu ekleyip harmanlıyoruz. ben bol kekik ve cevizle servis yaptım. hem sağlıklı hem de hafif bir lezzet oldu.




Pastırmalı Kuru Fasulye

Hafta sonu eşimle yeni evimizin tadını çıkarttık. Balkonumuzda yemekler yedik, akşamları sohbet ettik. Ben de ölçüyü kaçırmamak şartıyla güzel yemekler yapmayı tercih ettim. Henüz 2 kişi olduğumuz için yiyeceklerimiz de soframız da oldukça minik ölçekli...

Eşimin de benim de asla vazgeçemediğimiz bir lezzetle başlamak istiyorum:

PASTIRMALI KURU FASULYE




Malzemeler:
  • 1,5 su bardağı kuru fasulye
  • 2 yemek kaşığı biber salçası
  • 8 dilim pastırma
  • 2 orta boy soğan
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • yeterince su
Hazırlanışı:

Aslında hepiniz bunu her kadın pişirir dediğinizi duyar gibiyim, ancak size küçücük püf noktaları vermek istiyorum. Kuru fasulyeyi bir gece önceden tuzlu kaynar suya bastırmak gerekiyormuş. Ve muhakkak birazcık da fırında pişmesi gerekiyormuş. Hal böyle olunca ben de kaptım güvecimi, fasulyemi biraz da fırında pişirdim. Sonuç şaşırtıcıydı.

Bir gece önceden kuru fasulyeyi tuzlu suya ıslıyoruz. Ertesi gün 1 saat kaynattıktan sonra pişmesine yakın ocaktan indirip suyunu süzdüm. Soğanlarımı ince ince doğrayıp salçayla kavurdum. Hemen ardından pastırmalarımı ince ince dilimleyip kuru fasulyeleri ekleyip bir taşım kaynatıyoruz. Kaynattıktan sonra güvecimize boşaltıp bir saat fırında pişirip servis ediyoruz.

Bunun yanına en güzel ne gider dersiniz...Elbette bulgur pilavı, ama sebzeli...

SEBZELİ BULGUR PİLAVI


Malzemeler:

  • 1 su bardağı bulgur
  • 3 adet domates
  • 1 adet yeşil biber
  • 1 adet kırmızı biber
  • 1 adet soğan
  • 1 çay kaşığı biber salçası
Hazırlanışı:

Bulgurumuzu ayıklayıp yıkıyoruz. soğan ve biberlerimizi doğrayıp kavuruyoruz. Domateslerimizi rendeliyoruz ve kavurmaya devam ediyoruz. Son olarak salça ve bulgurumuzu ilave edip su ekleyip pişiriyoruz. Afiyet olsun...

Bezelye Var Bakla Var

Mevsimin getirdiği tüm güzellikleri büyük bir zevkle soframa taşıyorum. Eskilerde insanlar herşeyi mevsiminde yerlermiş ve dolayısıyla daha az hastalık varmış o zamanlarda. Oysa şimdi kış ortasında karpuz, patlıcan, domates yazın ise hala pırasa portakal, mandalina yiyebilir haldeyiz. Karşı değilim, çok sık aralıklarla olmasa da ben faydalanıyorum bu nimetlerden, ancak yazdan kış için buzluğumu dolduruyorum. kışın da etli köy biberlerinin keyfini sürebiliyorum. Tazenin yerini tutmuyor ama yine de ihtiyacımı karşılayabiliyorum.



İşte şimdide biraz bakla ve bezelye attım buzlığuma, ara sıra misafirler ve kendimiz için alternatifler oluyor.

Ve tabiki de etli bezelye tarifimle devam ediyorum.

ETLİ BEZELYE
MALZEMELER:

  • 2 adet soğan
  • 2 adet domates
  • yarım kilo bezelye
  • 200 gr kıyma
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 1 tatlı kaşığı tuz, karabiber, kızmızı biber (isot), kimyon

HAZIRLANIŞI:

Önce kıymamız ve baharatlarımızı harmanlayıp minik köfteler yoğurup hazırlıyoruz. Sonra soğanlarımızı ve domateslerimizi küp küp doğrayıp, soğanlarımızı yağda pembeleşinceye kadar kavuruyoruz. Sonra salça ve domatesi ekleyip çevirdikten sonra bezelyelerimizi ekleyip susuz olarak biraz daha kavuruyoruz. Son olarak da hazırladığımız minil köftelerimizi dağılmayacak şekilde yerleştirip, bir çay bardağı su ekleyip çok düşük ateşte pişmeye bırakıyoruz.

Afiyet olsun.

İslim Kebabı

Patlıcanı sevmeyen var mıdır bilmiyorum, ama sevmeyenlerin aksine ben çok seviyorum. Kırmızı etle yaptığım tüm yemeklerimi patlıcanla yiyebilirim. Ancak patlıcan beni çok şaşırtmıştı. Meğer patlıcan nikotin içeriyormuş:)) Sigarayla aynı etkiyi gösterir mi bilmem ancak ben çok severek yemeye devam edeceğim.

İşte şimdi de çok sevdiğim yemeklerden biri:



MALZEMELER:
  • 500 gr. kıyma
  • 5 adet patlıcan
  • yarım demet maydanoz
  • 2 dilim bayat ekmek içi
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay kaşığı tuz, karabiber, kimyon,pul biber
  • 1 adet orta boy soğan
  • 3 diş sarımsak
  • 3 adet domates
  • 1 çay bardağı zeytin yağı
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 1 su bardağı kaynar su
  • köfte miktarınca kürdan
HAZIRLANIŞI:

Kıymamızı; ıslattığımız ekmek içi, kıydığımız soğan ve maydanozları, yumurtayı, sarımsağı ve baharatları ekleyerek yoğuruyoruz. 

Patlıcanlarımızı alacalı soyup ince ince uzunlaması dilimliyoruz. Tuzlayıp suyunu sıkıp, kızartıyoruz. 
Domateslerimizi yuvarlak yuvarlak doğruyoruz. 

Şekil verdiğimiz köftelerimizi de hafifçe kızartıyoruz.

Son olarak, önce iki tane patlıcanı + işareti şeklinde tepsiye koyuyoruz. Tam ortalarına bir tane köfte koyup sarmalıyoruz. Üzerine bir dilim domates geçirip, kürdanla tutturuyoruz. Malzememiz bitinceye kadar aynı işlemi uyguluyoruz.


Ve kaynar suyla salçayı sos haline getirip köftelerimizin üzerine döküp, 30 dakika önceden ısıttığımız fırında pişiriyoruz.

Afiyet olsun.


Uzak Doğu Usulü Tavuk

Güneşe hasret, sürekli yağmurlu ve sisli, soğuk bir kentte yaşamak oldukça güç.
Bir de iş güç sıkıntısı, ev telaşı derken, baktım olacak gibi değil hemen bir şeyler yapayım, yeni tatlar deneyeyim dedim. Uzun zaman öncesinde soya sosunu kullanmaya başladım ve tavuk pişirirken özellikle ve severek kullanır oldum. İşte bir deneyim...

MALZEMELER:
  • 1 paket tavuk göğsü
  • yarım çay bardağı soya sosu
  • 3 diş sarımsak
  • 1 çay kaşığı toz zencefil
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 2 adet küçük kabak
  • 1 adet havuç
  • 1 adet soğan
  • 1 adet kırmızı biber
  • 1 adet yeşil biber
  • yarım çay bardağı zeytin yağı
  • limon
HAZIRLANIŞI:

Öncelikle mümkünse bir gece önceden tavuk göğsünü irice kuşbaşı doğrayıp, soya sosu, sarımsak, zencefil ve tuz karışımı sosla marine olması için ağzı kapaklı bir kapta bir gece bekletin. Böylece soya sosu tavuğa iyice işliyor ve nar gibi kıpkırmızı tavuklar çıkıyor ortaya.

Daha sonra tüm sebzelerimizi jülyen olarak doğrayip tavada çok az bir yağda çeviriyoruz.Size tavsiyem özellikle de soğanları ve tüm sebzeleri ayrı ayrı yağda çevirin. Çünkü soğan kokusu beni biraz ratasız etti.


Daha sonra da tavuklarımızı çok düşük ateşte kızartıyoruz.



Daha sonra az pişirdiğimiz sebzelerimizle birlikte tavuklarımızı 10 dakika kadar daha çevirip ocaktan indiriyoruz.


İşin açıkcası ben pek sevemedim. Tavuların tadı harikaydı. Çok da İştah açıcıydı. Ama soğan kokusu, özelliklede kabağa sindiği için ben biraz hoşlanmadım. Sevgili eşim çareyi üzerine limon sıkarak yemekte buldu. Ben sebze çok severim hatta az pişmiş olanlara da bayılırım ancak ya soğan olmamalı ya da sebzeler iyice kızartılmalı. başka yolu yok bunun. Olan Sevgili Eşime oldu:)) Televizyonda gördüğüm yemekleri denemeye karar verirken çok iyi düşünmem lazım sanırım.

Ama zencefili sevdim.

Afiyetle...

Kabaklı Börek



MALZEMELER:
  • 5 adet orta boy kabak
  • 5 dilim bayat ekmek (tam tahıllı veya kepekli de olabilir)
  • yarım demet dere otu
  • 200 beyaz peynir
  • 1 su bardağı kaşar peyniri rendesi
  • 1 çay kaşığı tuz, karabiber, pul biber
  • Yarım çay bardağı zeytin yağı
HAZIRLANIŞI:
  • Öncelikle kabaklarımızı alacalı soyup, isteğe bağlı olarak küp küp doğrayıp, ya da rendeleyip suyunu alıyoruz.
  • Bayat ekmeklerimizi elimizle ufalayıp iyice küçültüyoruz.
  • Beyaz peynirimizi bir çatal yardımıyla eziyoruz.
  • Kaşar peynirimizi rendeliyoruz.
  • Son olarak da dereotlarımızı ince ince kıyıp, borcamın içinde tüm malzemeleri, kaşar hariç, baharatlarıyla birlikte harmanlıyoruz.
  • 45 dakika kadar önceden ısıttığımız fırında pişiriyoruz. ocaktan indirmeden önce kaşar peynirini eriyoruz ve ılık olarak servis yapıyoruz.
Not: Ben bunu tam tahıllı ekmekle denedim. Çok beğendim. Ayrıca beyaz peynirinizin tuzuna dikkat edin, yoksa benimkisi gibi biraz tuzlu olabilir. Ayrıca bir daha ki sefere biraz kıyma eklemeyi düşünüyorum. Annem içine minik köfteler de atmıştı, harikaydı.

Afiyetle...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...