Sayfalar

Bu Blogda Ara

Ana Yemekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ana Yemekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SCHNİTZEL: Limon ve Terayağı Eşliğinde

Kışın iyice bastırdığı şu günlerde siz de benim gibi yemek sıkıntısı çekiyor musunuz bilmem. Hele de evde sebze ve çorba delisi bir bücür varken, kış sebzeleriyle kısıtlı menüler hazırlamak biz anneleri oldukça yoruyor. Bir gün pırasa, bir gün ıspanak, karnabahar derken insan çabucak bıkıyor kış sebzelerine ve yemeklerine.

İşte bu sıkıntılı menülere bir alternatif sunuyorum size. Biraz kaçamak her sofraya lazım değil mi?

Malzemeler:
  • 2 adet tavuk göğsü
  • 2 adet yumurta
  • 1 su bardağı galeta unu
  • 1 tatlı kaşığı sarımsak tozu
  • 1 su bardağı un
  • Kızartmak için sıvıyağ
  • Üzeri için limon ve tereyağı
Hazırlanışı:
Öncelikle tavuk göğsünü ince dilimler halinde ayırım biraz döverek inceltin. Derin bir kapta yumurtaları çırpın. bir kaba unu koyun. başka bir kapta ise galeta unu ve sarımsak tozunu karıştırın.Sonrasında incelttiğiniz tavuk göğüslerini önce yumurtaya sonra una, sonra yumurtaya en son olarak ise galeta ununa bulayıp kızgın yağda nar gibi oluncaya kadar kızartın.

Tarif oldukça pratik. Kızartttığınız schnitzelleri pilav ve salata eşliğinde, üzerine limon sıkıp tereyağı eşliğiyle afiyetle tüketebilirsiniz. İşi bence daha lezzetli hale getiren şey ise galeta ununa karıştırdığım toz sarımsak. Yedikçe yemek istediğiniz bir çıtırtı. Herkese afiyet olsun. Mutlu haftalar...


Yassı Mantı


Mevsimin cayır cayır yaktığı şu günlerde, nerelerde neler mi yapıyorum? Ah bir bilseniz nasıl da yoğun geçiyor günler... Sıcak hava, bunaltan hava, terleten hava, gına getiren havayla savaş halindeyim. Ehliyet maceram tam gaz devam ediyor. Düğünler, geziler, işler güçler...

Bu sıcaklarda ne mi yiyorum dersiniz? Bolca yoğurtlu ve zeytin yağlı ılık yemekler. Tazecik fasulyeler, acılı bamyalar, boraniler... Peki o zaman bu mantı nereden mi çıktı? Esti ben de yaptım. Tabi bunu yaptığım zamanlar hava bu kadar sıcak değildi.

Tarif vermeyeceğim merak edenler Buradan detaylı tarif bilgilerinize ulaşabilirler. İlk mantı deneyimimi bilenler bilir. Kalın kalın hamur kütüklerinden oluşan bir tabakla karşı karşıya kalan evin erkeği, üzülmeyeyim diye "kalın ama çook lezzetli" diyerekten tabağını bitirmişti. O gün bu gündür bunu telafi etmenin peşindeyken ve de bol zamanım varken sıvadım kolları.



Tarife yukarıdan ulaştıktan sonra nasıl bir yol izlediğimi resimlerden kolayca anlayabileceğinizi düşünüyorum. Benden kısa kısa hayat böyle.

Serin bir hayat, bol lezzetli günler dileklerimle...


Kabak Çiçeği Dolması


Geçen haftalarda annem bizdeyken ev bakmaya gitmiştik. Bakacağımız ev yoldan biraz sapa kaldığı için yürümeye başladık. Yürürken annem, buğday başaklarına benzer bitkileri gösterip, "kızım bak bunlar yokluk buğdayıymış, eskiden dedenler bunları toplayıp un yaparlarmış..." diye anlatmaya başlayınca, aklımda hemen  "şükür" nidaları yükseliverdi.

Kabak çiçeği de yokluk zamanlarının uydurma yemeği midir bilmem ama, işe espriyle yaklaşacak olursak yokluk bazen de iyi şeylere sebep olabiliyormuş demek geçmiyor değil içimden. Kökeni için farklı söylentiler olsa da Ege mutfağının en lezzetli yemeğidir kabak çiçeği dolması. Hem de öyle lezzetlidir ki, kabağın üstüne yükletilen bütün kötü unvanları unufak edebilir. Tecrübeyle sabittir!


Pazar günü sabah yataktan kalkar kalkmaz kendimizi pazara attık. Yazın gelmesiyle birlikte pazar artık daha renkli bir hale geldi. Uykusu açılmamış adımlarken pazarı bir anda çıktı karşıma kabak çiçeği. Daha fazla naylon poşette güneş altında kalıp küsmelerine gönlüm razı olmadı, hemen aldım senenin ilk çiçeğini. Maksat kabak üzerine söylenmiş tüm kötü sözleri unutturmak, maksat kabağın etinden sütünden faydalanmak?

Ufak araştırmalardan sonra ilk deneyim için kolları sıvadım. Görüntüsü bile nasıl da etkileyici öyle değil mi?


Malzemeler:
  • 30 adet kabak çiçeği
  • 1 su bardağı pirinç
  • 2 büyük boy sağan
  • yarım demet maydanoz
  • yarım demet taze nane
  • yarım demet dereotu
  • yarım çay bardağı kuşüzümü
  • yarım çay bardağı dolmalık fıstık
  • 1 çay kaşığı kimyon, yeni bahar, karabiber, toz biber
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • isteğe bağlı bir çimdik tarçın
  • zeytinyağı
Hazırlanışı: 
Önce kabak çiçeklerini soğuk suya ıslayıp, içlerindeki polenli kısımlarını çıkartıyoruz. Çiçekleri yıkarken başaşağı yıkayın ki şekilleri bozulmasın. Daha sonra dolma içimizi hazırlıyoruz. Önce soğanları ve fıstıkları kavurup pirinci ekliyoruz. Sonra tüm baharatları ekliyoruz. Ocaktan indirdikten sonra tüm yeşilliklerini  ekleyip ılımaya bırakıyoruz. Hazırladığınız iç harcı muhakkak ılındırın yoksa çiçekleriniz zarar görebilir. Sıra geldi çiçekleri doldurmaya. Çiçeklerin içine bir çay kaşığından biraz fazla iç harçla doldurup tencereye dizin. Doldurma işlemi bittikten sonra üzerine bir su bardağı su ekleyip en küçük ateşte, kısık ateşte pişmeye bırakın. Dolmalarınızı ılık olarak servis yapın. İşin püf noktası en küçük ocakta, kısık ateşte pişirmek. 

Dipnot: Ilık olarak, üzerine limon sıkılarak, semizotlu cacık eşliğinde tüketilmesi tavsiye edilir!

Afiyetle...



Enginar Kalbi


Bahçelerde enginar çıktı çıkalı, midemizden önce karaciğerlerimiz bayram etmeye başladı. Yok ben enginar yemem, yiyemem diyenlerdenseniz eğer, bu kıymetli sebze için yeterli çabayı göstermiyorsunuz demektir. Bizim evde de aynı homurtular dolaşmaya başlayınca, paraya kıyıp tazecik enginarları da alınca mutfakta olaylar şöyle gelişmeye başladı:

Önce körpe enginarlar itinayla soyuldu, kararmamaları için tuzlu unlu suya ıslandı, körpecik bir kaç yaprak kemirildi...

Ardından derin bir tencerenin içine 2 su bardağı su, bir limon suyu, birazcık tuz ekleyip, enginarlar pişmeye bırakıldı...

Enginarlar pişe dursun deyip açtım buzdolabının kapısını. Bir paket mantar gözüme çarptı hemen, sonra enginarı muhakkak mantarlı bir pilavla buluşturmalıyım dedim. Taze soğanları, zeytinyağında şöyle bir çevirip içine irice doğradığım mantarları ekledim. Biraz soteledikten sonra pirinçi, tuz ve karabiberi ekledim. Kısık ateşte bir pilav demledim. Demini almak üzere olan pilavıma bir yemek kaşığı kaymak ekleyip, lezzetine lezzet kattım. Aslında pilav pilavlıktan çıkıp çoktan risottoya doğru yola çıkmıştı ama o benim için mantarlı bir pilavdı. Bundan kendisinin de haberi yoktu?

İşin en kolay tarafı ise enginar çanaklarıma bu nefis pilavı doldurmak, biraz da incecik kıydığım dereotu ve maydanozla süslemek oldu. Bu nefis lezzete annemin elleriyle mayaladığı yağlı yoğurdu eşlik etti.

Evdeki "enginar mı??" homurtularına kulak asmayın, enginar yeme azminden şaşmayın...

Sevgiler, musmutlu hafta sonları...

Kabak Tadı: Mücver


Yazın gelmesine siz de benim kadar sevinenlerdenseniz eğer, parmağınızı kaldırıp bir yehhuu çekin. Çünkü yazla birlikte sebzelerin bence en güzellerine kavuşmuş oluyoruz. Önce patlıcan, sonra kabak, pembe domatesler, çıtır çıtır biberler... Kış sebzeleriyle yemek yapma uğraşı kabak tadı vermişken, pazardan alıp geldiğim bu körpecik kabaklarla yaptığım mücver kabak tadı vermiyor hiç. 

Kabak tadı vermek deyimiyle kabağa haksızlık edildiğini düşünürüm hep. Kabak tadı veren haberler, kabak tadı veren magazinel olaylar, kabak tadı veren insanlar... Bizi kızdıran, bizi usandıran herşeye kabak tadı verdi deyip geçiyoruz. Mücverden bir ısırık aldıktan sonra ağzınıza yayılan kabak tadını nasıl açıklarsınız peki? Her gün yeseniz bıkar mısınız? (cık:)



Şimdi vereceğim tarif kabak tadı verme deyiminin sizde oluşturduğu tüm kötü izlenimleri kökten yok edecek. Garanti veriyorum bu tariften sonra hayata pembe gözlüklerle bakacak ve her birinizin içinde bir Pollyanna uyanacak. Hadi bakalım Pollyannalar herkesi bu masal için mutfağa davet ediyorum.

Mücver için gramlı bardaklı ölçülerim yok. Elinizdeki tüm kabakları rendenin iri tarafıyla rendeleyin. Ben 1 kilo kabak kullandım. Rendelenen kabakların suyunu sıkın ve diğer malzemelerinizi hazırlayın. Birer demet  taze soğan, maydanoz ve dereotunu incecik kıyın. Kabakların üzerine ince ince kıydığınız yeşillikleri, baharatlarını, 1 yumurtayı, 3 yemek kaşığı unu ve 2 dilim beyaz peyniri ekleyip yoğurun. Kızgın yağda her iki tarafı da kızarana dek kızartın. Ilık olarak kaymaklı tava yoğurdu eşliğinde servis yapın.

Uzun süren kış sonrası kabak tadı veren kış yemeklerinin ardından fresh bir lezzetle mutlu haftalar diliyorum...

Organik Tavuk Suyu(na) Çorba


Eskiden evde tavuk pişecek oldumuydu, tencereyi bir ben yoklardım, bir de kardeşim. Pişen ciğeri kim kaparsa elinde kalırdı. Annem kendisine muhakkak bir but ayırır, babam ise bol sarımsaklı ve nar ekşili pişsin isterdi tavuğu. Öyle bereketli, öyle lezzetli olurdu ki o tavuklar, bir kepçesi ile şahane bir pilav, geriye kalan suyuyla da çorba ve ekşilemesini yapardı annem.

Ama şimdi büyüdük ve sofraya koyduğumuz tavuklardan lezzet almaz olduk. Saatlerce kaynatsak da ne yağı ve tadı ne de rengi aynı oldu  organik tavuklarla... Baharatlar ekledik, taze sebzeler ekledik olmadı.

Ne kadar şanslıyım ki ben artık tavuk diye yutturulan, ilaçlarla şişirilen tavukları soframa koymuyorum. Annemlere her gittiğimizde bir tavukla dönüyor, ya da onlar bana her geldiklerinde muhakkak bir tavuk getiriyorlar.

İşte ben de gelen son tavuğu kocaman bir tencerenin içine attım. İçine havuç, kereviz ve patates doğradım. Biraz tane ve toz karabiber, biraz da kişniş tohumu ekledim. Kısık ateşte bir yolculuğa ilk adımı atmış oldum.


Pişen tavuğun bir budunu didikleyip, tavuk suyunun içine biraz pirinç atıp bu enfes çorbayı yaptım. Gerçekten de tavuk suyu deyip de geçmemek gerek. Bir tavuk suyunun asla olmazsa olmazı bence kereviz ve kişniş. İçmeye doyamadığım bir çorba olmuştu. 


Çorbadan sonra hemencecik bulguru yıkayıp tereyağında şöyle bir döndürdüm. Üzerine de tuz ve biraz daha tavuk suyu ekleyip pilavımı pişirdim.


Gelenek genelde bizim evde de bozulmaz, köy tavuğu ekşili yapılırdı ancak, bu seferki tavuk öylesine körpeydi ki, tekrar una bulayıp, kızartıp ikinci bir işlemden geçirmeye kıyamadım. Bulgur pilavını üzerine tavuğu oturtuverdim.

Garnitür olarak tavuk suyunun içinden çıkan havuç, kereviz ve patatesleri çıkartım. Onlara ise taze sarımsak ve maydanozla hazırladığım yoğurtlu sos eşlik etti.

Kalan sapsarı ve mis gibi tavuk kokan suyu ise buz kalıplarında dondurup kendime tavuk suyu yaptım. Bu postu yazarken itiraf ediyorum, geriye sadece tek kullanımlık kaldı, hepsi itinayla midemize gönderildi, tarafımızdan bayram edildi.

Vee gökten  üç elma düştü, birini ben, ikincisi ben ve üçüncüsünü ise yine Ben yedim:)) Bir masalın daha sonuna geldik. 

Herkese musmutlu haftalar...





Organik Mutfak: Sarıot ve Kuşkonmaz


Bundan 6-7 ay önce olsa, kış mevsimi girince eyvah şimdi ne pişireceğim naraları atar, çoğu zaman da bahane olarak yorgunluğu ekler mutfağa girmek istemezdim. 

Bundan 6-7 ay önce olsa, lapa lapa yağan kar yüzünden üşümekten korkar, buz tutmuş yollarda kaymaktan ürker, amann nasılsa seçtirmiyorlar deyip market yollarını tutar, orada tazeliğini yitirmiş meyve ve sebzeleri doldurur gelirdim eve.

Bundan 6-7 ay önce olsa, koklarken misi gibi çilek kokan ama yemek için yıkadığımda o nefes kesen kokudan eser kalmayan çilek görünümlü ekşi meyveleri dişlerdim...

Oysa ben envai çeşit tazecik sebze ve meyvelerle, dalından kendimin koparttığı ürünlerle geçirdim bu kışı. Yine mutfağa girmek istemediğim zamanlar oldu elbet ama onlar da tamamen şımarıklıktandı. Son zamanlarda  pazar günleri  ve evimin dibinde pazar günleri kurulan cıvıl cıvıl pazarın gelmesini dört gözle bekler oldum. Isırınca suratıma sularını sıçratan turpları, çıtır çıtır marulları, körpecik kerevizleri, aromatik otları...

Tamam tamam kimseler kıskanmasın, ben sözü biraz da fotoğraflar bırakmak istiyorum.

 Sırasıyla, sarıot, turp, kuşkonmaz, pazı...



Şimdi size kısaca tarifi vermek istiyorum. Sarı otları ve kuşkonmazları ayıklayıp yıkayın. Bir baş iri soğanı küp küp doğrayıp zeytin yağında çevirin. Hemen ardından kuşkonmazları soğanlara ekleyin. Biraz kavurduktan sonra doğradığımız sarıotu ekleyip suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Otun üzerine bir miktar tereyağı bırakıp yağlar eriyince göz göz açtığımız ota yumurtaları kırıp kapağını kapatıp bekliyoruz. Son olarak da üzerine pul biberi ve tuzu serpip sıcak olarak servis ediyoruz.

Her şey bu kadar taze, her şey bu kadar körpe, her şey bu kadar lezzetli olunca ben de mutfağa keyifle giriyorum. Biraz Ege'den biraz Akdeniz'den esinlenip sıcak yuvamı bu lezzetlerle dolduruyorum.


Hayatınızdaki renklerin ve lezzetlerin bu kadar canlı kalması dileklerimle...


Tepsi Kebabı


Mutfağa girdim, poşetten çıkarttığım tazecik kıymanın paketini açtım, tam "senden ne pişirsem?" diye düşünürken, hafta sonu izlediğim bir programda gördüğüm bu kebap geldi aklıma. Önce biraz hayıflandım, neden benim de şöyle güzel bir bakır tepsim yok diye, ama sonra heyecanla tüm malzemeleri toparlamaya başladım. 

Bakır tepsim olmasa da borcam bir kalıp işimi görürdü ne de olsa. Önce kıymayı kebaba dönüştürmek için kolları sıvadım. Soğanla gözlerimi yaşartıp, ellerimi bolca sarımsak kokuttum. Pazardan aldığım pembe domatesleri bir güzel dilimledim (pazarda bu enfes domatesleri satan bir manavımız var, cam seralarda yetişen mis gibi de domatesleri). Her bir baharatı önce koklayıp sonra da kıymayla buluşturdum. Buzluktan biberler de çıkınca, Antakya'ya kadar gidip gelmiş oldum.

Malzemeler:
  • 500 gr kıyma
  • 1 yemek kaşığı galeta unu
  • 1 büyük boy soğan
  • 1 baş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı ducros zahterli baharat karışımı
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 tatlı kaşığı kimyon
  • 1 tatlı kaşığı pul biber
  • 2 adet domates
  • 7-8 tane biber
Hazırlanışı:

Kıymayı bir kaba koyun. 1 baş soğanı incecik küp küp doğrayıp, tuzla ovup, suyunu sıkın. Bir baş sarımsağı soyup, 4-5 tanesini kıymanın içine ekleyin. Sonra Tüm baharatları ve galeta ununu ekleyip en az 15 dakika yoğurun. Borcamı zeytin yağı ile yağlayıp hazırladığınız kebabı tepsiye yayın. Kebabın üzerine dilimlediğiniz domatesleri, sarımsakları ve biberleri ekleyip, önceden ısıttığımız fırında 20 dakika pişirin. Domateslerin suyu tamamen kaybolmadan ocaktan alın.

Bu şimdiye kadar kendi yaptığım en lezzetli yemekti. Sadece soğan ve sarımsağın ete böylesine lezzet katabileceğini hiç tahmin etmemiştim. 

Elbette ducrosun zahterli karışık baharatının da lezzete lezzet kattığı tartışılmaz bir konu. Zahteri mutfağıma yeni kattım ve çıkan sonuçtan da çok memnun kaldım.



Ben bu kebabı sade tereyağlı pirinç pilavı, nohut yahni, süzme yoğurt ve patlıcanlı ezme ile soframda buluşturdum. Evimizde bir yöresel hava oluşsun istedim.


Papara


Ekmek.
Sofraların baştacı, yemeklerin olmazsa olmazı...
Ne karnımız doyar onsuz, ne de yediklerimizden zevk alırız.
Ekmek...
Mis gibi buğday kokusuyla yoğun bir sevgi barındırır hamurunda. Sıcacık sofralar kurulur onunla...

Ekmek...
Her gün bir kaç dilimini çöpe attığımız, sokaklarda milyonlarca aç yatanı düşünmeden israf ettiğimizi biricik nimetimiz...

Bu günlerde gündemde epey yer kaplayan ekmek israfı için siz ne düşünüyorsunuz? Her gün sadece ülkemizde değil tüm dünyada milyarlarca insan bir lokma ekmeğe muhtaç, aç bir şekilde uykuya dalmaya mahkum oluyor. Allah'ın verdiği bu en güzel nimeti biz ise hiç düşünmeden çöpe atıyoruz. Çöplerimizi bir karıştırsak herhalde en çok ekmek olduğunu içimiz acıyarak öğreniriz. Böyle eleştiriyorum ama ben de zaman zaman maalesef çöpe ekmek atıyorum. Bir zamanlar balkonlara kuşlar için ufaklayıp bırakıyordum ama komşulardan şikayet gelince onu da yapmaya korkar oldum.

Bu kadar sözün ardından ise size küçük bir teklifim var. Eğer birisi Bir adım atarsa, küçücük bir adım, belki bu ekmek israfının biraz önüne geçilebilir. Bunun için ne mi yapacağız, Her hafta bayat ekmeklerimizi değerlendirip, özenli bir tarif hazırlayıp, burada yayınlayacağız. Her hafta dedimse, evinizde her hafta artan ekmekleri buzdolabında muhafaza ederek, sofralarınıza bayat ekmekleri yemeklerinizi koymanızı isteyeceğim sizden. Yaptığınız tarifleri bana yolladığınız takdirde burada paylaşmaya çalışacağım. Olabildiğince bu konuyu basına taşımaya çalışacağım. Biz eğer bir adım atarsak, ülkemizde yaşanan bu israfın da bir nebze olsun önüne geçeceğiz.

Ekmek israfına dur demek için ilk adımı ben atıyorum. Sizlerle Konya usulü papara tarifini paylaşıyorum.

Malzemeler:

  • 5 adet dana kaburga
  • 5 su bardağı su
  • 5 dilim bayat ekmek
  • 1 kase sarımsaklı yoğurt
  • 250 gr dana kuşbaşı
  • tereyağı
  • sarımsak
  • zeytinyağı
  • isteğe bağlı karışık baharatlar
Hazırlanışı:

Kaburgaları 5 su bardağı suyun içinde en az 2 saat kaynatıyoruz. Kaynattığımız kaburgaları suyundan çıkartıp ayırıyoruz. Sonra sarımsakları havanda döğüp üzerine karşık baharatlar ve zeytin yağını gezdirip macun haline getiriyoruz. Macun haline gelen karışımı bir fırça yardımıyla ekmeklerin üzerine sürüp 10 dakika önceden ısıttığımız fırında bekletiyoruz. Bu arada dana kuşbaşı etlerimizi tereyağında yüksek ateşte çeviriyoruz. Fırında çıkarttığımız ekmekleri dilimleyip borcama alıyoruz. Ekmeklerin üzerine ılıyan et suyunu, onun üzerine sarımsaklı yoğurdu, üzerine kuşbaşıları ekleyip, baharatlarla sıcak bir şekilde servis yapıyoruz. Ben ekmekleri aromalandırmayı tercih ettim. Bayatlamış olan koku gitmiş yerine enfes bir sarımsak kokusu gelmişti.




Şimdi sıra sizde hanımlar, bu gün bu israfın önüne geçmek için siz ne yaptınız?

Yaptıklarınızı gönderin attığınız bir adım için ben de bir adım atayım. Hazırladığınız bayat ekmekli tarifleri bana gönderin, sitemde duyurayım, tarifiniz başkalarının sofralarına da konuk olsun. Böylece hem sürpriz bir hediye kazanma şansınız olsun, hem birlikte kazanalım, hem de Ülkemiz...





Fellah Köftesi (Sarımsaklı Köfte)


Bol vaktim olsa, çalışmasam mesela, gezsem dursam diyar diyar. Her şehrin farklı farklı lezzetlerini denemek için heyecanla hayaller kuran benim sözlerim bunlar. Baktım hem vakit yok hem de çalışıyorum ben de iş arkadaşımın ballandıra ballandıra anlattığı bu köfteyi yapmak için onu bize çağırdım. Hem ben Tarsusa kadar gidip gelmiş oldum, hem de keyifli ve eğlenceli bir mutfak macerası yaşadık.

Malzemeler:
Köfte için:
  • 3 su bardağı köftelik bulgur
  • 1 adet yumurta
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 3 yemek kaşığı un
  • su, tuz, kimyon
Sos için:
  • 1 baş sarımsak
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • zeytinyağı
  • isteğe bağlı sarımsaklı yoğurt
Hazırlanışı:

Öncelikle bulguru sıcak suyla ıslatın. Bulgur şişerken siz de diğer malzemeleri hazırlayın. Sonra şişen bulgurun için yumurtasını, ununu salçasını ve baharatlarını ekleyip yoğurmaya başlayın. Yoğurmaya başlarken yanınıza bir kase su alın. Uzun bir yoğurma işlemi sizi bekliyor. İlk önce ben başlamıştım yoğurmaya ama baktı arkadaşım beceremiyor kolları sıvadı ve başladı yoğurmaya. Bilen kişi elbette başka oluyor. O yoğurdukça köfte bambaşka bir hal almaya başladı. Yoğurma işleminin ardından sıra geldi şekil vermeye.
Minik minik ayırdığımız köftelerimizi serçe parmağımızla şekillendirip haşlamaya başladık. Köfteler haşlanırken üzeri için sarımsakları ve salçaları kavurduk. Sosla birleşen köftelerin saçtığı kokuya daha fazla dayanamadık. Arkadaşım için hazırladığım ikramları da çıkartıp sofrayı kurunca başladı ziyafetimiz.



Menümüzde:
  • Fellah köftesi
  • Fırınlanmış patates ve mantar
  • Poşette tavuk
  • Nohut yahnisi
  • Salata
  • Yoğurt
  • Acıbadem kurabiyeli tiramusu
vardı. Köftenin hazırlanışı biraz zahmet istiyor ancak yemeye başlayınca bu zahmete değeceğini düşünüyorsunuz. Damağınızda kalan lezzet tüm yorgunluğunuzu unutturacak. 

Sevgili arkadaşıma beni kırmayıp geldiği ve bu zahmete katlandığı için, ayrıca eli kolu dolu gelip bana resimde görüş olduğunuz güzel çiçekleri getirdiği için buradan teşekkürlerimi ve sevgilerimi yolluyorum.

DUYURU:  Birkaç gün içinde çok önemli bir etkinlik düzenlemeyi planlıyorum. Düzenleyeceğim etkinlik için şimdiden yardımlarınızı bekliyorum. Sevgiyle kalın...





Ortaya Karışık

Yemeğin başlığını ne yazsam ne yazsam düşünüp de kara veremeyince açtım fotoğrafa bir daha baktım ve görüntüye layık bir seçimde bulundum: Ortaya karışık...

Tembel işi mi oldu yoksa görsel bir şölen mi siz karar verin artık. Kavurduğum, kızarttığım etlerin yanında bulgur pilavını tercih ediyorum. Bazen de eşime yalvarıp yanına yumruğuyla kırdığı soğanı da koyunca, gözlerimiz yaşara yaşara kendimize bir ziyafet çekiyorum. Soğan illa yumrukla parçalanmalı ki ısırınca suyunu ağzınızın içinde doyasıya hissedin.

Bu yemek için öyle uzun uzun tarif vermeye gerek yok. Eğer işten eve yorgun döndüyseniz, canınız da buna rağmen aromalı, baharatlı, acılı bir yemek istiyorsa hadi doğru mutfağa.

Önce etlerinizi biraz zeytin yağında marine edin.15 dakika yeterli. Zeytin yağının içine, pul biber, kimyon, sarımsak ve taze biberiye ekleyin. Etiniz marine olurken siz de diğer malzemelerinizi hazırlayabilirsiniz.
Sıra pişirmeye gelince de zeytin yağıyla birlikte etleriniz harlı bir tavaya atıp ve pişirin. Tereyağlı bulgur pilavınızı hazırlayın. Bir taraftan da şöyle güzel bir salata hazırlayın. Süzme yoğurdu ise birazcık tuz ekleyip çırpın. Dikkat etmeniz gereken mesel etlerin çok kıtırlaşmaması. Ben canım çok isteyince birazcık patates kızarttım çok az yağda.

Sıra geldi dizmeye onu da size resim anlatsın:

Bitti sanmayın. Etleri kavurduğunuz tavada kalan yağları da yoğurdun üzerine dökmeyi unutmayın. Emin olun ortaya karışık bu lezzet akşam yemeğinizi taçlandıracak.

Çökertme Kebabına Farklı Bir Dokunuş


İlk denediğim andan beri, canım ne zaman şöyle baharatlı acılı bir şeyler yemek istese ilk sığındığım kapıdır çökertme kebabı. Yoğurdun patates kızartmasıyla müthiş uyumu, üzerinde nar gibi kızarmış, mis gibi baharatlara bulanmış bonfile parçaları.

Biliyorum böyle bir anlatımdan sonra daha önce tarifini verdiğim çökertme kebabını arayacak gözleriniz ama boşuna o zahmete girmeyin. Bu tarifi kendime göre uyarlayıp yayınlıyorum.

Bu tarifte bonfilelerin yerini kavurma alıyor. Patateslere ise nar gibi kızarmış zeytin yağlı ve baharatlı ekmekler yataklık ediyor. Son günlerde favorim ise annemin bahçesinden kopartıp yerken çıtır çıtır sesler çıkartan acı biberler. Çorbadan salataya, et yemeklerinden sebze yemeklerine hatta kahvaltıya bile eşlik ediyorlar bana.

Neyse tarifin özü için daha önce yayınladığım çökertme kebabını okuyabilirsiniz. mantık yine aynı. bu defa patates kızarmasının altına zeytinyağlı ve baharatlı ekmek dilimleri yataklık yapıyor. Hemen üzerinde ise patates kızartması ve tuzlu süzme yoğurt. Pek çoğunuzun bana bu bile yeter dediğini duyar gibiyim. Onun üzerine ise önce kavurma mantığıyla yola çıktığım ama sonra pilav yemek istemediğim için böyle bir değişim yaşayan baharatlı kavurma var. ve pek tabii olarak da tavadan indirmeden hemen önce eklediğim biberlerim.

son günlerde her öğünde bu yemekten olsa asla hayır demem, bıkmadan usanmadan yiyebilirim.yazdan kalma bir lezzet.

Afiyetle...

Karnıyarık

yazın da gelmesiyle birlikte patlıcan sofralarımızda birden baş tacı oluverdi. Kimi zaman bifteklerin altında beğendi, kimi zamansa sarımsaklı domates soslu musakka oluverdi. Bazen közleyip sadece sarımsaklı yoğurt ve tereyağla buluşturduk patlıcanı, bazen ise karını yarıverdik...

Benim için bulunmaz bir lezzet, sebzelerin en güzelidir patlıcan. Bu sebeple bolca kullanırım patlıcanı. Bu gün paylaşacağım tarif ise ise patlıcanın en güzel hallerinden biri.


Malzemeler:
  • 4 tane bostan patlıcanı
  • 250 gr kıyma
  • 4 adet domates
  • 1 adet soğan
  • 1 adet biber
  • 2 diş sarımsak
  • tuz, karabiber
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası
  • üzeri için kaşar peyniri rendesi
Hazırlanışı:

Ben bostan patlıcanı kullanmayı tercih ettim, çünkü karnı yarığımın içinin daha geniş olmasını istedim. Bu sebeple karnı yarıkları alacalı soyup, ortadan ikiye ayırıp kızarttım. Sonra önce soğan ve biberleri küp küp doğrayıp kavurmaya başladım, hemen ardından kıymayı ekleyip güzelce kavurdum. Son olarak rendelediğim domatesleri, salçayı ve sarımsakları ekledim, ocaktan indirip tuz baharatını ekleyip, kızarttığım ve içlerini yardığım patlıcanları doldurdum. Önceden ısıttığım fırına sürüp, 20 dakika kadar pişirdim, fırından çıkartmadan önce kaşar peynirini ilave edip pul biberle süsledim. Sıcak olarak servis ettim.



Siz de eğer benim gibi bir patlıcan tutkunuysanız karnı yarığı bir de bostan patlıcanıyla deneyin derim.

Mutlu haftalar...

Tandır Usulü Beğendili Et

Bir önceki yazımda anlatmıştım, bu ayın en sevdiğim taraflarından biride dostlara sofralar kurmak. İşte hafta sonu eşimin kardeşini davet ettik. Böylelikle de ilk soframızı kurmuş olduk. Bu hafta sonu iki masa kurduk ama maalesef birini fotoğraflama şansım olmadı.

İki tane melekleriyle gelerek zaten evimiz şenlenmişti, sonrasında ise uzun bir yemek, o balkon senin bu balkon benim sahura kadar süren muhabbetler... Sevgili İrem'in hayalini gerçekleştirmek için sahura kadar oturduk ve sahuru birlikte yaptık. Onun keyfi ise apayrıydı. Tabi herkesin bir gözü uyuyordu...


Ne ikram ettiğime gelecek olursak:

  • Nohutlu Yayla Çorbası
  • Mantı
  • Tavuklu Sezar Salatası
  • Nohutlu Pilav
  • Beğendili Et
  • Patlıcan Sos
  • Meyve 
  • İftar Tabağı
  • Haşhaşlı İrmik Tatlısı
Çoğunu zaten sofralarınızdan biliyorsunuzdur ama özellikle tarif isteyen olursa verebilirim.
Ben bu gün sadece beğendili etin tarifini vereceğim.

Malzemeler:
  • 1 kg dana eti, sinirsiz ve yağsız
  • tuz, karabiber
  • 2 diş sarımsak
  • tereyağı
Beğendi için:
  • 2 su bardağı süt
  • 3 çorba kaşığı un
  • 3 çorba kaşığı tereyağı
  • 3 adet patlıcan, çekirdeksiz
  • 1 çay bardağı kaşar peyniri
  • Yarım muskat rendesi
Hazırlanışı:

Öncelikle + işareti oluşturacak şekilde iki adet yağlı kağıdı bir tepsinin içine yerleştirelim. Sonra etlerin bir kısmını dizelim tuz ve karabiber ekleyip, rastgele sarımsak ve tereyağ parçalarını dizelim. Sonra kalan etleri tekrar üstlerine dizip aynı işlemi onlar için de uygulayalım.Hava almayacak şekilde kapatıp 4 saat 150 derece fırında pişirelim. Sonra ise beğendisini hazırlayıp sıcak olarak servis yapalım. Beğendiyi daha önce anlatmıştım. Aslında et yemekleri için vazgeçilmez bir lezzet. Ama bence iyi bir beğendi için muhakkak muskata ihtiyacınız var. Bir de patlıcanların kesinlikle çekirdeksiz olması gerekiyor.

Geriye ise bu eşsiz lezzeti yemek düşüyor. Aslında eşim dışarıda tandır yaptırmak istiyordu ancak bu şekilde ben de aynı sonuca ulaştım. Karabiber, sarımsak ve tereyağı ete apayrı bir lezzet vermeye yetti de arttı bile.


Biz çok keyifli saatler geçirdik soframızda, darısı kocaman kocaman ailelerin başına...

Mutlu haftalar...

Izgara Köfte

Uzun zamanlar olmuş yazmayalı, ne tatildeydim aslında ne internetsiz. Sadece ve sadece çokça tembeldim. Yoksa her gün girip kim ne yazmış, kim sofrasında eşsiz lezzetleri paylaşmış bir bir takipteydim. Bu gün itibariyle bereket dolu bir aya girmiş bulunmaktayım. Gelişini dört gözle beklediğim bir aya...

Neden mi dört gözle bekliyorum? Size kısa kısa cevaplar o zaman? Arınmak, Yaradan'a daha da yakınlaşmak, sadece ağzımı değil maddi manevi tüm varlığımı bir güzel temizlemek... Ama Ramazan ayının benim için en güzel taraflarından biri de kocaman kocaman sofralar kurup, misafirlerimi ağırlamak. Bu da onun en güzel heyecanı olsa gerek.

Şimdiden düşünüyorsanız eğer size pratik ama sofraların vazgeçilmezi bir tarifle aradaki farkı kapatmak istiyorum. Köfte, pilav ve patates üçlüsünü sevmeyen yoktur diye düşünüyorum. Öyleyse hadi mutfağa...


Malzemeler:
  • 250 gr kıyma
  • 1 yemek kaşığı galeta unu
  • 1 ortaboy rendelenmiş soğan
  • 1 diş sarımsak
  • pul biber
  • karabiber
  • tuz
  • maydanoz, isteğe bağlı
Hazırlanışı:

Tüm malzemeleri bir kapta birleştirip iyice yoğurup şekil veriyoruz. Ardından ısıttığımız ızgara tavasında yağsız olarak kızartıyoruz. Arzuya göre birkaç damla zeytin yağı damlatabilirsiniz.



Ben pilavı çok severim diyet beslenmeye geçmeden önce her yemeğin yanına muhakkak yapardım ancak artık çok nadir yiyoruz. Ben bu kez mısırlı pilav yaptım. Yanına kızarmış patates, sumaklı soğan ve köfteyi pişirdiğim tavada çevirdiğim domateslerle, soğuk ve köpüklü bir ayran eşliğinde yemeğimi sundum. Şimdiden herkese bol bereketli bir Ramazan geçirmesini diliyorum.

Mutlu Tatiller...

İmam Bayıldı

Yaz mevsimi gelse de patlıcanlar tabaklara gelse diye beklerim ben. Şöyle sarımsaklı yoğurt eşliğinde kızartması mı desem, yoksa domates soslu patlıcan mı? Beğendili kebap mı, yoksa közlenmiş salatası mı?

Patlıcanı çok seven birisi olarak her çeşidini çok seviyorum. Yazları annem denize giderken bir tencere imam bayıldı yapardı muhakkak. Üzeri maydanozla örtülmüş, sarımsaklı domates soslu, nar gibi kızarmış bir tencere imam bayıldı. Düşününce fark ettim ki ben hiç imam bayıldı yapmadım bu güne kadar. Annemin yapıp da benim ayıla bayıla yediğim bu yemeği bir de kendim pişirmek istedim.


Malzemeler:
  • 5 adet patlıcan
  • 2 adet büyük boy soğan
  • 5 adet çarliston biber
  • 5 diş sarımsak
  • bolca domates
  • 1 adet küp şeker
  • üzeri için maydanoz
Hazırlanışı:

Ben patlıcanlarımı uzun dilimler halinde kızarttım daha pratik olduğum için. Patlıcanları alacalı soyup uzun uzun dilimleyin ve kızartın. Sonra bir tavaya irice doğradığımız soğanları, sarımsakları ve biberleri atıp kavurun, Domateslerin kabuklarını soyup küp küp doğrayın ve soğanlara ekleyin.son olarak da şekerini ekleyip pişirin. Kızarttığımız patlıcanları tencereye dizip, içlerini harçla doldurun. Artan harcı da tencereye döküp, düşük ısıda 20 dakika pişirin. ılık olarak servis yapın...


Yaz geldiği için bol patlıcanlı tarifleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Eğer siz de benim gibi bir patlıcan severseniz beni izlemeye devam edin.

Mutlu Haftalar...

Mantı


Uzun zamandır evde mantı denemek istiyordum. Hani öyle pek de mantı düşkünü olduğum söylenemez ama merak işte. İnternetten yaptığım araştırmalar sonucu girdim mutfağa. Aldığım tarifle ortaya harika bir hamur çıktı. İç harcını ise kendi damak tadıma uygun olarak hazırladım. Minicik minicik kapatmak benim işim değilmiş, onu da anlamış oldum ilk denememde. Ben de aldım merdanemi elime başladım kendimce mantımı hazırlamaya.


Malzemeler:


Hamur için:

  • 3 su bardağı un
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı su
  • tuz
İç harcı için:
  • 250 gr kıyma
  • 2 adet soğan
  • tuz, karabiber ve pul biber
Üzeri için:


  • 1 kase süzme yoğurt
  • 2 diş sarımsak
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
Hazırlanışı:

Önce hamuru hazırlayıp yarım saat kadar dinlendiriyoruz. Hamur dinlenirken kıymalı harcı hazırlayıp ılımaya bırakıyoruz. Sonra hamuru ceviz büyüklüğünde parçalara ayırıp, merdane yardımıyla açıp, harcını ekleyip kapatıyoruz ve tuzlu kaynar suda haşlıyoruz. Haşladığımız mantıların üzerine sarımsaklı yoğurt döküp, tereyağında kavurduğumuz domates salçasını döküp servis yapıyoruz.


Dumanı üzerine mantılarım...İlk başta küçük yaptıklarım da var.





Mantı tamamıyla bana uzak bir tarif ama hazır alıp yemektense sene de bir defa kendim yapmayı tercih ediyorum. Uzmanı olmadığım bir konuda da öyle detaylı bir tarif veremedim maalesef. Ama lezzetinden eminim. 

Herkese mutlu haftalar dilerim...

Güveçte Bıldırcın


Alışverişi bitirip kasaya yöneliyoruz. Aldıklarımızı geçirmeye başlarken, kasiyer kızın bir sorusuyla karşı karşıya kalıyorum. Bu bıldırcın nasıl bir şeydir? Lezzetli midir? Eti nasıldır? Nasıl pişirilir? Ben de başlıyorum anlatmaya.

Küçükken babam avlar getirir biz de afiyetle yerdik. Bazılarının kulağına kötü gelebilir en baştan söyleyeyim ama av hayvanları nedense bana pek bir lezzetli gelir. Keklik, güvencin, bıldırcın, tavşan... Küçükken özellikle köyde kaldığımız zamanlarda annem babamın avladığı kuşları mersin dallarına dizer sobanın içine sallardı. Beş dakika içinde tüm evi enfes bir koku, piştikten sonra da damaklarımızı muhteşem bir lezzet sarardı. Babam artık bıldırcın avlamasa da kasaptan aldığı bıldırcınlarla bizi mest etmeye devam ediyordu.

Geçen yaz tatilinde gittiğimiz de bizim için ayırdıkları kekliği ayıla bayıla yemiştik. Keklik eti eşimin ilk deneyimiydi. Bıldırcını ise ilk defa benim pişirmemle denedi. O bıldırcını da kekliği de biraz tavuğa benzetti ama, ben küçüklükten bu yana yediğim için hepsinin arasındaki farkı çok iyi bilirim.

Malzemeler:

  • 4adet bıldırcın
  • biraz tuz ve su
Hazırlanışı:
Bıldırcınları güzelce tuzlayıp, şişlere geçirip güvecin içine diziyoruz. Fırına sürmeden önce sadece yarım çay bardağı su döküp ağzını hiç açmadan 3 saat kadar orta ateşte pişiriyoruz.



Ben karışık salata ve tereyağlı bulgur pilavıyla servis yaptım bıldırcınları. Çok da yakıştılar.

Ağır ağır pişince hem daha lezzetli oluyor hem de et daha yumuşacık pişiyor.Şişe dizip sularını ve yağını akıtınca da ortaya yemeye doyamayacağınız bir tat çıkıyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...