Sayfalar

Bu Blogda Ara

Salatalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Salatalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ev Yapımı Cips Salatası


Dikkat sevgili izleyici, bu tabakta bulunanların çoğu balkonda yetiştirdiğim sebzelerden oluşmaktadır.

Diyerekten havamı da attıktan sonra, sıra geldi, yeni tanıştığım bu klasik ötesi patates salatasına.

Sıcaktan kıvranıyoruz desem yeridir. Balkondaki sebzeler de sıcakla birlikte büyüyüp olgunlaşınca ben de bunları bir salata da toplaştırıp, sofrayı ferahlatıyım dedim. İyi de ettim. Çünkü yerken tüm sebzeler kütür kütür ağzımıza geldikçe daha bir keyiflendik.

Bu salatada ki tek fark, patateslerin yuvarlak şekilde ince ince doğranıp, ducrosun soğanlı sarımsaklı baharat karışımıyla fırında çıtırdamasıyla oluşturuldu, çeçil peyniri de pek yakıştı.

Malzemeler:
  • 10 kadar kiraz domates
  • 1 adet salatalık
  • yarım marul
  • yarım demet maydanoz
  • çeçil peynir
  • 2 adet patates
  • 4-5 adet sivri biber
  • 1 adet soğan
  • zeytin yağı
  • tuz
  • baharat karışımı
Hazırlanışı:
Patatesleri yuvarlak kesip incecik doğrayın, biraz zeytinyağı ve baharat karşımıyla harmanlayıp fırında çıtır çıtır olana kadar kazartın. Sonra tüm malzemeleri doğrayıp en üste de kızarmış cipsleri ekleyip servis yapın. Salata yemeyen çoçuklar için sağlıklı ve lezzetli bir çözüm.

Mutlu tatiller...



Armut Salatası: Bol Baharat İçerir!


Baharın nüksettiği şu güzel günlerde, topraktan fışkıran bereketi düşünüp, gözlerinizi kapatmanızı istiyorum. Eğer siz de benimle birlikte bu yeşil hayale dalmak istiyorsanız, bu keyifli yolculuğa siz de davetlisiniz.

Gözlerinizi kapatın ve masanın başına oturun. Önce kurabiye gibi marulları getirin aklınıza, nasıl körpe, nasıl yeşil... Sonra tazecik sarımsağı, dalında yemyeşil biberiyeyi... Biraz da tatlı dokunuşlar için, bir iki dal fesleğen, bir tane de armut çağırın bu masaya. Daha fazla aroma için biraz da roka... Bir tane de dalından salatalık...

Malzemeler:

  • 1 tane salatalık
  • 1 tane armut
  • 1 tane minik turp
  • yarım demet marul
  • yarım demet roka
Sos için:
  • 5 adet ceviz içi
  • 2 diş taze sarımsak
  • 1 dal taze biberiye
  • 1 dal taze fesleğen
  • yarım çay bardağı zeytin yağı
  • yarım çay bardağı nar ekşisi
Hazırlanışı:

Önce tüm salatalık malzemeleri, tazeliğini ve diriliğini koruyacak şekilde doğrayıp harmanlıyoruz.
Sosu için önce taze sarımsak, biberiye, ceviz ve fesleğeni havanda dövüp üzerine zeytin yağını döküp yarım saat bekletiyoruz. Sonra da nar ekşisi ve bir fiske tuz ekleyip tüm sosu karıştırıp salatanın üzerine döküyoruz.

Salatayı ağzınıza atınca tatlıdan tuzluya yumuşacık bir geçiş, mayhoş bir sarhoşluk ve fresh bir tazelik hissediyorsanız, aynı hayalde buluştuk demektir.

Salatasız geçmeyen öğünler dileğimle...


Organik Mutfak: Sarıot ve Kuşkonmaz


Bundan 6-7 ay önce olsa, kış mevsimi girince eyvah şimdi ne pişireceğim naraları atar, çoğu zaman da bahane olarak yorgunluğu ekler mutfağa girmek istemezdim. 

Bundan 6-7 ay önce olsa, lapa lapa yağan kar yüzünden üşümekten korkar, buz tutmuş yollarda kaymaktan ürker, amann nasılsa seçtirmiyorlar deyip market yollarını tutar, orada tazeliğini yitirmiş meyve ve sebzeleri doldurur gelirdim eve.

Bundan 6-7 ay önce olsa, koklarken misi gibi çilek kokan ama yemek için yıkadığımda o nefes kesen kokudan eser kalmayan çilek görünümlü ekşi meyveleri dişlerdim...

Oysa ben envai çeşit tazecik sebze ve meyvelerle, dalından kendimin koparttığı ürünlerle geçirdim bu kışı. Yine mutfağa girmek istemediğim zamanlar oldu elbet ama onlar da tamamen şımarıklıktandı. Son zamanlarda  pazar günleri  ve evimin dibinde pazar günleri kurulan cıvıl cıvıl pazarın gelmesini dört gözle bekler oldum. Isırınca suratıma sularını sıçratan turpları, çıtır çıtır marulları, körpecik kerevizleri, aromatik otları...

Tamam tamam kimseler kıskanmasın, ben sözü biraz da fotoğraflar bırakmak istiyorum.

 Sırasıyla, sarıot, turp, kuşkonmaz, pazı...



Şimdi size kısaca tarifi vermek istiyorum. Sarı otları ve kuşkonmazları ayıklayıp yıkayın. Bir baş iri soğanı küp küp doğrayıp zeytin yağında çevirin. Hemen ardından kuşkonmazları soğanlara ekleyin. Biraz kavurduktan sonra doğradığımız sarıotu ekleyip suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Otun üzerine bir miktar tereyağı bırakıp yağlar eriyince göz göz açtığımız ota yumurtaları kırıp kapağını kapatıp bekliyoruz. Son olarak da üzerine pul biberi ve tuzu serpip sıcak olarak servis ediyoruz.

Her şey bu kadar taze, her şey bu kadar körpe, her şey bu kadar lezzetli olunca ben de mutfağa keyifle giriyorum. Biraz Ege'den biraz Akdeniz'den esinlenip sıcak yuvamı bu lezzetlerle dolduruyorum.


Hayatınızdaki renklerin ve lezzetlerin bu kadar canlı kalması dileklerimle...


Ortaya Karışık

Yemeğin başlığını ne yazsam ne yazsam düşünüp de kara veremeyince açtım fotoğrafa bir daha baktım ve görüntüye layık bir seçimde bulundum: Ortaya karışık...

Tembel işi mi oldu yoksa görsel bir şölen mi siz karar verin artık. Kavurduğum, kızarttığım etlerin yanında bulgur pilavını tercih ediyorum. Bazen de eşime yalvarıp yanına yumruğuyla kırdığı soğanı da koyunca, gözlerimiz yaşara yaşara kendimize bir ziyafet çekiyorum. Soğan illa yumrukla parçalanmalı ki ısırınca suyunu ağzınızın içinde doyasıya hissedin.

Bu yemek için öyle uzun uzun tarif vermeye gerek yok. Eğer işten eve yorgun döndüyseniz, canınız da buna rağmen aromalı, baharatlı, acılı bir yemek istiyorsa hadi doğru mutfağa.

Önce etlerinizi biraz zeytin yağında marine edin.15 dakika yeterli. Zeytin yağının içine, pul biber, kimyon, sarımsak ve taze biberiye ekleyin. Etiniz marine olurken siz de diğer malzemelerinizi hazırlayabilirsiniz.
Sıra pişirmeye gelince de zeytin yağıyla birlikte etleriniz harlı bir tavaya atıp ve pişirin. Tereyağlı bulgur pilavınızı hazırlayın. Bir taraftan da şöyle güzel bir salata hazırlayın. Süzme yoğurdu ise birazcık tuz ekleyip çırpın. Dikkat etmeniz gereken mesel etlerin çok kıtırlaşmaması. Ben canım çok isteyince birazcık patates kızarttım çok az yağda.

Sıra geldi dizmeye onu da size resim anlatsın:

Bitti sanmayın. Etleri kavurduğunuz tavada kalan yağları da yoğurdun üzerine dökmeyi unutmayın. Emin olun ortaya karışık bu lezzet akşam yemeğinizi taçlandıracak.

Tandır Usulü Beğendili Et

Bir önceki yazımda anlatmıştım, bu ayın en sevdiğim taraflarından biride dostlara sofralar kurmak. İşte hafta sonu eşimin kardeşini davet ettik. Böylelikle de ilk soframızı kurmuş olduk. Bu hafta sonu iki masa kurduk ama maalesef birini fotoğraflama şansım olmadı.

İki tane melekleriyle gelerek zaten evimiz şenlenmişti, sonrasında ise uzun bir yemek, o balkon senin bu balkon benim sahura kadar süren muhabbetler... Sevgili İrem'in hayalini gerçekleştirmek için sahura kadar oturduk ve sahuru birlikte yaptık. Onun keyfi ise apayrıydı. Tabi herkesin bir gözü uyuyordu...


Ne ikram ettiğime gelecek olursak:

  • Nohutlu Yayla Çorbası
  • Mantı
  • Tavuklu Sezar Salatası
  • Nohutlu Pilav
  • Beğendili Et
  • Patlıcan Sos
  • Meyve 
  • İftar Tabağı
  • Haşhaşlı İrmik Tatlısı
Çoğunu zaten sofralarınızdan biliyorsunuzdur ama özellikle tarif isteyen olursa verebilirim.
Ben bu gün sadece beğendili etin tarifini vereceğim.

Malzemeler:
  • 1 kg dana eti, sinirsiz ve yağsız
  • tuz, karabiber
  • 2 diş sarımsak
  • tereyağı
Beğendi için:
  • 2 su bardağı süt
  • 3 çorba kaşığı un
  • 3 çorba kaşığı tereyağı
  • 3 adet patlıcan, çekirdeksiz
  • 1 çay bardağı kaşar peyniri
  • Yarım muskat rendesi
Hazırlanışı:

Öncelikle + işareti oluşturacak şekilde iki adet yağlı kağıdı bir tepsinin içine yerleştirelim. Sonra etlerin bir kısmını dizelim tuz ve karabiber ekleyip, rastgele sarımsak ve tereyağ parçalarını dizelim. Sonra kalan etleri tekrar üstlerine dizip aynı işlemi onlar için de uygulayalım.Hava almayacak şekilde kapatıp 4 saat 150 derece fırında pişirelim. Sonra ise beğendisini hazırlayıp sıcak olarak servis yapalım. Beğendiyi daha önce anlatmıştım. Aslında et yemekleri için vazgeçilmez bir lezzet. Ama bence iyi bir beğendi için muhakkak muskata ihtiyacınız var. Bir de patlıcanların kesinlikle çekirdeksiz olması gerekiyor.

Geriye ise bu eşsiz lezzeti yemek düşüyor. Aslında eşim dışarıda tandır yaptırmak istiyordu ancak bu şekilde ben de aynı sonuca ulaştım. Karabiber, sarımsak ve tereyağı ete apayrı bir lezzet vermeye yetti de arttı bile.


Biz çok keyifli saatler geçirdik soframızda, darısı kocaman kocaman ailelerin başına...

Mutlu haftalar...

Gezi Notları / Amasra


İki bölüm yayınladığım Safranbolu gezimizin devamını ise Amasra'da geçirdik. Öyle güzel, öyle doyumsuz manzaralarla karşılaştık ki, doğanın güzelliği karşısında nefeslerimiz kesildi.

Amasra'ya yaklaşırken bizi pamuk gibi bulutlar karşıladı. Ben Karadenizi beklerken, dört nala atlar gibi koşturan bulutlar da hiç fena olmadı hani.







Yemeğimizi Çeşmi cihan da yedik, harika bir deniz manzarası eşliğinde...

Meşhur Amasra salatası


Yemek sonrası ikram edilen manda yoğurdu, bal ve ceviz eşliğinde...


Benim de evim olsun, bahçesinde bu çiçeklerden olsun...



Ben sanatsal ? fotoğraf çekme çabalarım. Aslında fotoğrafı çok beğendim. Sizce nasıl olmuş?

Eşsiz bir manzara...

Çekiciler çarşısını gezmeden olmazdı elbette...




Bulutların üzerinde gibiydik...



Güzel manzaralarla rotayı Bartına çevirdik. Şehir merkezinden geçerken, bir nehir kıyısında güzel ve şirin bir çay bahçesinde tavşan kanı çaylarla gezimizi sonlandırdık...

Güveçte Bıldırcın


Alışverişi bitirip kasaya yöneliyoruz. Aldıklarımızı geçirmeye başlarken, kasiyer kızın bir sorusuyla karşı karşıya kalıyorum. Bu bıldırcın nasıl bir şeydir? Lezzetli midir? Eti nasıldır? Nasıl pişirilir? Ben de başlıyorum anlatmaya.

Küçükken babam avlar getirir biz de afiyetle yerdik. Bazılarının kulağına kötü gelebilir en baştan söyleyeyim ama av hayvanları nedense bana pek bir lezzetli gelir. Keklik, güvencin, bıldırcın, tavşan... Küçükken özellikle köyde kaldığımız zamanlarda annem babamın avladığı kuşları mersin dallarına dizer sobanın içine sallardı. Beş dakika içinde tüm evi enfes bir koku, piştikten sonra da damaklarımızı muhteşem bir lezzet sarardı. Babam artık bıldırcın avlamasa da kasaptan aldığı bıldırcınlarla bizi mest etmeye devam ediyordu.

Geçen yaz tatilinde gittiğimiz de bizim için ayırdıkları kekliği ayıla bayıla yemiştik. Keklik eti eşimin ilk deneyimiydi. Bıldırcını ise ilk defa benim pişirmemle denedi. O bıldırcını da kekliği de biraz tavuğa benzetti ama, ben küçüklükten bu yana yediğim için hepsinin arasındaki farkı çok iyi bilirim.

Malzemeler:

  • 4adet bıldırcın
  • biraz tuz ve su
Hazırlanışı:
Bıldırcınları güzelce tuzlayıp, şişlere geçirip güvecin içine diziyoruz. Fırına sürmeden önce sadece yarım çay bardağı su döküp ağzını hiç açmadan 3 saat kadar orta ateşte pişiriyoruz.



Ben karışık salata ve tereyağlı bulgur pilavıyla servis yaptım bıldırcınları. Çok da yakıştılar.

Ağır ağır pişince hem daha lezzetli oluyor hem de et daha yumuşacık pişiyor.Şişe dizip sularını ve yağını akıtınca da ortaya yemeye doyamayacağınız bir tat çıkıyor.

Arpa Şehriye Salatası


Genellikle tatlı seven birisi olarak son bir yıldır canım çeke çeke acılı ve ekşili tatlara neredeyse aşerir oldum. Mesela akşamları evde televizyon izlerken birden burnuma kısır, çiğ köfte kokuları, ekşili acılı lezzetlerin tatları çalınır oldu. 2011 yılının son aylarını bol miktarda çiğ köfte yiyerek geçirdim. Sonra ise arkadaşlarla buluşmalarda bir gün aklıma şöyle bol nar ekşili, acılı bir kısır düştü. Önceden olsa bir çikolatayla idare eder, ya da hemencecik bir puding yapar işten sıyrılırdım.

Bu günlerdeki favorim ise bu şehriyeli salata oldu. Salatalık turşusunun o sirkeli tadı beni benden alıyor. Yemeklerin yanında yemeyi tercih ediyorum.

lafı fazla uzatmadan bu tarife geçmek istiyorum. Birkaç farklı çeşidini denediysem de ben en çok kendi yaptığımı beğendim. Arpa şehriyeyi haşlamak bana pek lezzetli gelmedi, ben de güzelce kavurup pilav gibi pişirdim.

Malzemeler:

  • 1 su bardağı arpa şehriye
  • 1 adet tavuk göğsü
  • 4 adet közlenmiş kırmızı biber
  • yarım demet maydanoz
  • yarım demet dereotu
  • 1 su bardağı doğranmış salatalık turşusu
  • 1 adet havuç
  • Birazcık göbek salata
  • 1 su bardağı mısır (isteğe bağlı)
  • yarım çay bardağı sıvı yağ
  • tuz
Hazırlanışı:
Önce arpa şehriyeyi yağla kavurup, pilav gibi pişirip demlenmeye bırakıyoruz. Sonra tavuk göğsünü haşlayıp minik minik didikliyoruz. Sonra da tüm malzemeleri buluşturup salatamızı tamamlıyoruz. Ben ilk denememde mısır eklememiştim. Ancak dün yaptığıma ekledim ve sonuç daha da lezzetli oldu. Salatamızı ılık olarak servis ediyoruz.


Ekşili, sirkeli bir tat arıyorsanız mutlaka deneyin.

Yayla Çorbası ve Köy Ekmeği


Nasıl geçtiğini anlayamadığım bir haftanın ardından herkese merhaba diyorum. Aniden Muğlaya gidip gelmek zorunda kaldım. Gidişim hem iyi oldu hem de kötü oldu. Araç değiştirmek çok yoruyor insanı. Giderken öyle çok yoruldum ki, gelirken de sürekli uyudum. Yolculuğun en iyi tarafı ise İncir Kuşları isimli kitabı bitirmem oldu. Daha öne Ayşe KULİN'in Sevdalinka'sını okuyup günlerce savaş üzerine düşünmüştüm. Kitapta anlatılanlardan bazılarını kafamda resimleyip uzun süre etkisinden kurtulamamıştım. İncir Kuşları da beni çok hüzünlendirdi. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.

Muğla yine çok güzeldi. Her yer yemyeşildi. Hava ılık ve güneş çok cömertti.

Bu yorgunluğu atmam uzun sürse de bundan kurtulmanın en iyi yolu şöyle sıcak bir çorba, yanında da mis gibi köy ekmeği ve bol yeşilli bir salata. Bazı sabahlarda bile çorba içmeyi tercih ediyorum ben, hem de severek.

İçtikçe içimi ısıtan, ekmeği bandıkça daha da çok yediren bir çorba tarifi vereceğim bu gün sizlere. Eminim ki hepinizin vazgeçemediği bir tariftir yayla çorbası.

Malzemeler:
  • 5 su bardağı su
  • 1 kahve fincanı pirinç
  • 1kahve fincanı un
  • 1 adet yumurta
  • 2 su bardağı süzme yoğurt
  • üzeri için nene ve tereyağı
Hazırlanışı:
5 su bardağı suyu bir tencereye katıp, pirinçleri ekleyip pişmeye bırakıyoruz. Ayrıca bir kapta un yoğurt ve yumurtayı iyice çırpıp, kaynayan sudan ekleyip incelmesini sağlıyoruz. Sonra tüm karışımı suya ekleyip pişiriyoruz. Üzerine tereyağında naneyi yakıp çorbamızı sıcacık servis ediyoruz.


 Bu ekmeği siyah zeytin ve beyaz peynirle yemeyi çok seviyorum. O kadar lezzetli ki ekmeği tek başına yiyebilirsiniz. Herkese mutlu bir hafta diliyorum.

Ciğer Sote

Mart geldi artık bahara az kaldı diye düşünürken dışarıda lapa lapa yağan kar bana sanki "daha çok beklersin" dercesine selamı çaktı. Tam karlar erimeye başladı derken yeniden karla kaplandı etrafımız. Yağarken izlemeye doyamıyorum ama yine de baharı en çok da bir damlacık da olsa güneşi özledim.

Havalar soğuk olunca da karla kaplı olan yürüyüş parkurlarımız hala açılmadı. Erimesi bile 2 haftayı alır gibi geliyor. Ben de evde yürüyüş bandına atıyorum kendimi. Ya müzik eşliğinde ya da kitap okuyarak elimden geldiğince yürümeye çalışıyorum. Bu günlerde bolca kitap okuyorum. Okuduklarımı da paylaşmayı istiyorum aslında ama fırsat bulamıyorum. En son Ahmet Ümit Bab-ı Esrar'ı okuyup bitirdim. Kitabı çok beğendim. Şimdi ise Tess Gerritsen Kemik Bahçesi okuyorum. Ahmet Ümitin başka kitaplarını da okudum. Ama benim tarzımı daha çok Tess Gerritsen kitapları yansıtıyor. Hatta kitaplarından uyarlama olan Rizzolli&Isles İsimli diziyi izleyip bitirdim, yeni sezonlarının gelmesini dört gözle bekler oldum. En kısa zamanda okuduklarım ve izlediklerimle ilgili bir post hazırlamayı düşünüyorum.

Şimdi sıra geldi bu gün ki tarifimize. Ben Yemek yemeği çok sevdiğim için, ve yemek ayırt etmediğim için soframda çeşitliliği seviyorum. Eşim ise yeni yeni bana ayak uydurmaya başladı. Bu gün sizlerle ciğer sote tarifi paylaşacağım Yapımı oldukça pratik. Ciğerleri tereyağında soteliyoruz. Ayrı bir tava da küp küp doğradığımız patateslerimizi kızartıyoruz. Yanına ise söğüş salata ve sıcacık bazlamayla tabağımıza bu lezzetlerin hepsini dolduruyoruz. Bir bardak tuzlu ayranla yemelere doyamıyoruz.


Bu gün tembelliğim üzerimde zaten hepinizin bildiği bir tarif ben detaya girmiyorum. Ben sadece bazlama ekledim bu tarife sunumu farklı yaptım. Siz de çeşitlendirebilirsiniz.

Çay Saati

Muhteşem ama yorucu bir hafta sonunun ardından yeni bir haftaya başladık. Oldukça yoğun bir hafta sonuydu. Bizi asıl mutlu eden ise tatlı İroş'un bize gelmesi, bizimle uyuması ve bize mutlu dolu anlar yaşatmasıydı. İrem kim mi? İrem eltimin kızı. Dünya tatlısı, uyumlu ve şirin bir çocuk. Bütün bir hafta sonu yengesine ve amcasına mutlu anlar yaşattı. Gelecek olan misafirlerim için bana yardım etti. Kremaları, tencere de kalan çikolata soslarını, kekten artan hamur artıklarını parmaklarıyla bir güzel yaladı. Profiterolları doldurmama ve sofrayı kurmama yardım etti. kısacası, amcası ben ve İrem bütün hafta sonunu bolca eğlenerek geçirdik.

Bu hafta sonu arkadaşlarımla yaptığımız toplantı bendeydi. Biraz yorucuydu ama değdi doğrusu. Çok keyifli anlar yaşadık. İrem'inde onlar gelince çekinmemesi beni çok mutlu etti. Gayet uyumlu bir şekilde yabancılık çekmeden vakit geçirdi bizimle. Bizden sıkıldığı zamanlarda ise kendi kendine oynadı.

Şimdi sıra geldi neler ikram ettiğime. İlk düşüncem şuydu sofrayı hazırlarken. Az  ama öz ve herkes tarafından sevilecek tatlar hazırla. Cuma günü akşam başladım hazırlıklara.


Menümde:
  • Profiterol
  • Kısır
  • Etimek Tatlısı
  • Çikolata Kaplı ve Topitanemli Browni
  • Muhacir Böreği
  • Sigara Böreği
  • Bademli Kavala Kurabiyesi
  • Mısır Unlu Tuzlu Kek
vardı. Daha önceki deneyimlerinden de faydalanarak en sevilenleri ve çok yenenleri yapmaya özen gösterdim. Bu hafta içinde tariflerini yavaş yavaş ekleyeceğim.

Kısır yapmayı düşünmüyordum ama çok uzun zamandır kısır yemediğimi düşününce şöyle ekşili ve acı biber turşulu bir kısır düştü aklıma hal böyle olunca da arkadaşlarım gelmeden önce hemen bir kısır hazırladım. Yalnız yerken kısır tariflerinden bahsederken birden içine kırmızı toz biber dışında hiç bir baharat koymadığımı farkettim. Artık nasıl yoruldumsa.


Acaba yerler mi yoksa ziyan mı olur diye düşünürken herkes kısıra hücum etti. Meğer kimse uzun zamandır kısır yemiyormuş. Hal böyle olunca herkes neredeyse 2 şer kase kısırı yedi ve erkenden doyduk nidaları yükseldi:))


Bu da benim favorim. Mısır unlu tuzlu kek. İlk evlendiğim yıl, iş arkadaşlarım bana geleceklerinde denemiştim bu tarifi ilk. Ve çok beğenmiştim. Zeytin, beyaz peynir, maydanoz ve dere otunun muhteşem birleşimi...


Severek, içim kıyılmadan yiyebileceğim tek şerbetli tatlı. Nar, etimek ve krem şantinin muhteşem buluşması...


Klasik bir lezzet, sigara böreği...


Kanal d nin Mutfağım isimli programında görüp kesinlikle denemeliyim dediğim bir lezzet. Tereyağıyla, mayalı hamurun böreğe verdiği tada, böreğin yumuşaklığına inanamayacaksınız.


Elbette Brownim. Üzeri bitter çikolata kaplı, topitanemle lezzetlendirilmiş...



Hafif bir lezzet...

Bademli, ağızda dağılan bir kurabiye...

Her birinin tariflerini sırayla ekleyeceğim.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...